Gençler İçin 21. Yüzyılın İlk Çeyreği Kelimenin Tam Anlamıyla Kabusa Dönüştü
2026: Araştırma: 21 milyon gencin 15 milyonu anne ve babasından alacağı harçlığa muhtaç...
Mehmet Ali Erbil'in “29 yıldır nafaka ödüyorum. Bunun dünyada bile örneği yoktur” açıklaması,
Gelin tarafının yüklü altın takı ya da mehir talepleri, bazı boşanma davalarının uzun yıllara yayılması, Gelin tarafının evlilik sözleşmesi yaparak boşanma halinde damadın tüm varlığına el koyma niyetleri ve girişimleri, 1994 ve 2001'de Türkiye'nin ekonomik olarak en dibe sürüklenmesi, "Artık bir yastıkta kocanan, mezarda noktalanan, İtalyan usulü ya da Katolik tarzı olarak adlandırılan evlilikleri nadir görülen vaka" haline getirdi...
"Boşanan çiftin eğer çocuğu yoksa nafaka ödenmesi en büyük saçmalıktır" görüşünü savunanlar da var...
Mehir, İslam hukukunda erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği para, mal veya ekonomik değeri olan haklardır.
Kadının ekonomik güvencesini sağlamayı amaçlayan mehir, doğrudan kadının mülkiyetine geçer ve onun tasarrufundadır. Kur'an-ı Kerim'e dayanan bu hak, nikah akdinin bir sonucudur...
Bütün bunlara evlendikten sonra gelir seviyesini çok yükselterek mevcut eşini beğenmeyen ve boşanma yoluna giden eşleri de ekleyin...
Erkeklerin kendilerini kadınlara beğendirmek için bacak kemiklerini kırdırarak boylarını uzattıkları cerrahi operasyonlar da arttı...
Liposuction yöntemiyle diyet ve spora dirençli bölgesel göbek yağlarının vakum yardımıyla vücuttan atılması ameliyatları da arttı...
Kadının erkekten daha fazla aylık gelir elde etmesi bile bazı evliliklerin sonunu getiriyor...
Çocuklarından biri çeşitli nedenlerle çok erken vefat eden evliliklerde genelde boşanmayla sonuçlanıyor...
Ancak evlenmek ve çocuk sahibi olmak isteyen gençlerin önündeki en büyük engel yüksek enflasyon...
Kokteyl domatesin kilosu 4 buçuk Dolarsa, ferah bir evin fiyatı 290 bin Dolarsa, net asgari ücret 631 Dolar, brüt asgari ücret 742 Dolarsa evlenmek ne mümkün...Türkiye'de 11 milyondan fazla insan asgari ücretle çalışıyor...
Artık, Türkiye 21. yüzyılda doğurganlık oranlarında rekor düşüşler kaydederek dünya rekorları kırmaktadır...
Öte yandan 2022'den bugüne Ukrayna-Rusya, Hamas-İsrail, İsrail-ABD-İran Savaşı da doğalgazını, petrolünü ve bazı gıda maddelerini ithal eden Türkiye'de enflasyon yangınına benzin sıkıyor...
BAREM Araştırma’nın 2014-2024 yılları arasında yayınlanan 94 televizyon dizisini inceleyen çalışması, yapımların yüzde 86’sında kadına yönelik şiddet sahneleri bulunduğunu ortaya koydu. Bu da genç erkeklere kötü örnek oluyor ve ne yazık ki kadına yönelik şiddete eğilimleri yükseliyor...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin evlenme yaşının 30-35-40 yaşlarına kadar yükselmesinden ve boşanmaların artmasından duyduğu endişeyi dile getirerek, gençlerin evlenmediğini veya geç evlendiğini vurguladı...
Gençlerin birbirini beğenmemesi veya evlenmekten kaçınmasına sitem eden Erdoğan, kendi evliliğinin 25 yaşında gerçekleştiğini belirterek erken evliliği tavsiye ediyor...
Erdoğan'ın Konuyla İlgili Öne Çıkan Açıklamaları:
Evlilik Yaşı Sitemi: Erdoğan, 25 yaşında evlendiğini belirterek, günümüzde gençlerin 30, 35, 40 yaşlarına kadar evlenmemelerine sitem etmiştir...
"Kız-Erkek Beğendiremiyoruz" Gençlerin evlilikle ilgili duruşlarını eleştiren Erdoğan, kızlara erkek, erkeklere kız beğendirilemediğini ifade etmiştir...
Boşanmaların Artması: Aile yapısının önemine dikkat çeken Erdoğan, boşanma oranlarındaki artıştan endişe duyduğunu dile getirmiştir.
Aile Yılı Vurgusu: Aile kurumunun korunması gerektiğinin altını sık sık çizerek, gençlere "gecikmeden evlenin" tavsiyesinde bulunmaktadır...
Bu açıklamalar, özellikle son dönemde artan evlilik maliyetleri ve ekonomik gerekçelerle evlenememe tartışmalarının gölgesinde gelmektedir...
2026: Araştırma: 21 milyon gencin 15 milyonu anne ve babasından alacağı harçlığa muhtaç...
Bilişimde ve eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla kurulan Bilişime ve Eğitime Erişim Vakfı’nın (BEEV) ‘Bilişim Hakkı ve Erişim: Gençlerin Erişim, Algı ve Yeterlilik Görünümü’ araştırmasına göre; 30 yaş altı 21 milyon gencin 15 milyonu her sabah anne babasından alacağı harçlığa muhtaç. Gençlerin yarısı dijital cihazı bozulduğunda, yenisini uzun vadede çok zorlanarak alabileceğini veya hiç alamayacağını söylüyor. Bozulan cihazını uzun vadede zorlanarak alabileceklerin veya hiç alamayacakların yüzde 80’i İstanbul dışı bölgelerde yaşıyor.
Nefes'in haberine göre; Bilişime ve Eğitime Erişim Vakfı’nın (BEEV) ‘Bilişim Hakkı ve Erişim: Gençlerin Erişim, Algı ve Yeterlilik Görünümü’ araştırması yayımlandı.
Araştırma sonuçlarına gençlerin yüzde 83’ünün bilişime eşit erişimi eğitimde temel bir hak olarak gördüğü ancak ancak dijital erişimde önemli eşitsizlikler olduğu ortaya konuldu. Her 4 gençten 3’ü ‘dijital becerimi geliştiremezsem geride kalırım’ diyor. Gençlerin yarısı dijital cihazı bozulduğunda, yenisini uzun vadede çok zorlanarak alabileceğini veya hiç alamayacağını söylüyor. Bozulan cihazını uzun vadede zorlanarak alabileceklerin veya hiç alamayacakların yüzde 80’i İstanbul dışı bölgelerde yaşıyor.
"Gençler iş beğenmiyor savı doğru değil, hayallerini gerçekleştirecek koşullar sunulmuyor"
Araştırmayı hazırlayan Veri Enstitüsü’nün Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır, “Bugün 30 yaş altı 21 milyon gencin 15 milyonu her sabah anne babasından alacağı harçlığa muhtaç. Nasıl ki bir gence kış ortasında neden kaban giyiyorsun diye soramayacaksak, neden akıllı telefonun var diye de sorulmamalı. Telefonu bozulsa yenisini alamayacağını biliyor. Dijital erişim eksikliğinde gençlerin yüzde 18’i kendini muhtaç hissediyor. Bu veriler gençlerin çığlık attığını gösteriyor. Gençler iş beğenmiyor savı doğru değil, hayallerini gerçekleştirecek koşullar sunulmuyor” dedi.
Türkiye’de dijital dünyada örgütlü bir kötülüğün hakim olduğunu, gençlerin bu kötülük karşısında en kırılgan grubu oluşturduğunu vurgulayan Ağırdır, “Toplumsal adaleti dizilere bıraktık. Ya 15 yaşındaki gençlerin tetikçi olmasına razı olacağız ya da bunu değiştirmek için politika üreteceğiz. Gençlere daha iyi bir ortam oluşturmak için uzlaşmanın olduğu, ulusal bir stratejiye ihtiyaç var. Dijital dönüşümü toplumsallaştırmak için altyapı eşitliği sağlayan eğitim sistemi ile kamunun, özel sektörün, sivil toplumun birlikte hareket ettiği bir model şart” dedi.
Almanya’da gelecek yok mu? İş, konut, maddi durum: Genç Almanların %20’si daha iyi yaşam için yurtdışına gitmek istiyor...14–29 yaş grubunun %41’i göç etmeye sıcak bakıyor.
Almanya’daki gençlerin durumu, “Jugend in Deutschland 2026” başlıklı eğilim araştırmasının da gösterdiği gibi, hiç de iç açıcı değil. Konstanz Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı Kilian Hampel, “Yüzde 21 ile her beş gençten biri somut olarak Almanya’dan ayrılmayı planlıyor” diyor. Genç Almanlar yurtdışında daha iyi yaşam koşulları bulmayı umuyor.
Uzun vadeli bakıldığında, 14 ile 29 yaş arasındaki katılımcıların yüzde 41’i göç etmeyi en azından ilgi çekici buluyor. Hampel’e göre “Araştırma, gençlerin iş, barınma ve finansal güvenlik konusunda ne denli acil biçimde güvenilir perspektiflere ihtiyaç duyduğunu” ortaya koyuyor.
Genç Almanların yüzde 23’ü borçlu
Özellikle çalışma hayatına dair beklentiler gençler açısından hiç de parlak değil. İki yılı aşkın süredir durgunluk yaşayan Alman ekonomisi, iş hayatına yeni atılanlar için istihdam olanaklarını da olumsuz etkiliyor.
Aralık 2026 ayında Federal İş Ajansı, işsiz üniversite mezunlarının sayısında artış bildirdi. İşsizlik oranı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25 daha yüksekti. Böylece iyi bir eğitim almak, artık iş hayatına giriş için garanti olmaktan çıkmış durumda.
Araştırma, bu ekonomik belirsizlikler ve yapay zekanın (YZ) giderek artan etkisi nedeniyle gençlerin kariyer fırsatlarını geçmişe kıyasla daha kötü değerlendirdiğini de ortaya koyuyor.
Ayrıca borcu olan gençlerin oranı yüzde 23’e çıkarak yeni bir rekor seviyeye ulaşmış durumda.
Almanya’daki gençlerin yaklaşık dörtte birinin sağlam bir mali başlangıç pozisyonu yok.
Psikolojik yük hiç olmadığı kadar ağır
Araştırmaya göre, iş hayatındaki belirsizlikler ve barınma konusundaki ağır yükler, birçok genç için altından kalkılamaz hale gelmiş durumda. Araştırma direktörü Simon Schnetzer, “Eğilim çalışmasının sonuçları, son yılların getirdiği yüklerin gençleri ne kadar yıprattığını – stres, tükenmişlik sendromu ve artan umutsuzluk şeklinde – çarpıcı biçimde gösteriyor” diyor.
Psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu söyleyen gençlerin oranı da yüzde 29 ile şimdiye kadarki en yüksek seviyeye çıkmış durumda.
Ruhsal açıdan en fazla etkilenen gruplar arasında yüzde 34 ile kadınlar ve yüzde 32 ile üniversite öğrencileri öne çıkıyor. İşsiz olan genç Almanların yüzde 42’si de psikolojik yardım imkânlarından faydalanıyor.
Öte yandan, ekonomik durum nedeniyle kamu sağlık sigortası kasaları tasarrufa gitmek zorunda ve bu da psikoterapistlerin bütçelerini de hedef alıyor. Mart ayı başında, Krankenkassen’in Genişletilmiş Değerlendirme Kurulu psikoterapi ücretlerinin yüzde 4,5 oranında düşürülmesine karar verdi. Berlin Psikoterapistler Odası’nın yorumuna göre, birçok uygulayıcı psikoterapist bu adımı “tamamen yanlış bir mesaj” olarak görüyor. Psikoterapiye olan ihtiyaç ise yıllardır istikrarlı biçimde artıyor.
Sigorta kasaları bu adımı, psikoterapistlere ödenen ücretlerin son yıllarda diğer meslek gruplarına kıyasla orantısız biçimde arttığı gerekçesiyle savunuyor:
2013’ten bu yana psikoterapi ücretleri ortalama yüzde 52 yükseldi. Bu oran, diğer tıbbi branşlardaki artışın (yaklaşık yüzde 33) belirgin şekilde üzerinde ve bu farkın telafi edilmek istendiği belirtiliyor.
Psikoterapi Eylem İttifakı, aralarında doğrudan Sağlık Bakanlığı önünde yapılacak gösterilerin de bulunduğu çeşitli protestolar planlıyor. Ayrıca Federal Meclis’e sunulmak üzere bir dilekçenin de hazırlanmakta olduğu bildiriliyor.
Gençler istikrar istiyor
Yıllardır süren kriz hali, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşla birlikte daha da ağırlaşıyor gibi görünüyor. Almanya’daki gençlerin günlük yaşamı ise uzun süredir enflasyon ve artan konut maliyetleri tarafından şekillendiriliyor.
Araştırmaya göre dikkat çekici bir diğer bulgu da gençlerin yaklaşık yüzde 60’ında bağımlılığa yakın bir akıllı telefon kullanımı görülmesi. Birçoğu, kişisel sorunlarıyla ilgili olarak zaman zaman yapay zeka destekli danışmanlık hizmetlerine de başvuruyor. Tüm bunların sonucunda, özellikle istikrar arayışı giderek güçleniyor.
Araştırmaya göre, Almanya’da çaba göstermenin ve çalışmanın hâlâ karşılık bulup bulmadığı konusundaki şüpheler artıyor. Oysa gençlerin büyük çoğunluğu, çalışmaya ve sorumluluk almaya hazır olduğunu söylüyor. Buna rağmen, kendilerini başlıca siyasi partiler tarafından neredeyse hiç muhatap alınmıyor, hele ki karar süreçlerine dahil edilmiyor (DIŞLANMIŞ) gibi hissediyorlar.
Buna karşın, siyasi yelpazenin uçlarına doğru bir kayma yaşanıyor. Haftalık pazar anketlerine göre genç seçmenler arasında şu anda en popüler parti Sol Parti (Die Linke). Ancak özellikle cinsiyetler arasında büyük bir uçurum var: Genç kadınların çoğu Sol Parti’ye oy verirken, genç erkekler giderek daha fazla ırkçı, Faşist AfD’yi tercih ediyor.
Potsdam Üniversitesi’nden araştırma yazarı Nina Kolleck, “Gençlerin protestosu yüksek sesli değil, ancak yüzeyin altında, uzun vadede ekonomiyi, bölgeleri ve sosyal güvenlik sistemlerini tehdit edebilecek bir şeyler birikiyor” diyor.
ALMANLAR KOMŞU ÜLKELERE GÖÇ EDİYOR
2024 yılında, yaş farkı gözetmeksizin en fazla Alman’ın yerleştiği ülke İsviçre oldu; burada yaklaşık 324 bin Alman yaşıyor. Onu yaklaşık 233 bin Alman ile Avusturya, 128 bin ile İspanya ve 91 bin ile Fransa izliyor.
