Kronik Doyumsuzluk ( Açgözlülük )
( BOVARİZM )Siyaset ve iş dünyası tarihi, gücün ve paranın yarattığı kronik doyumsuzluk ( açgözlülük ) sarmalına kapılarak hem kendi sonlarını hazırlayan, hem de toplumları büyük yıkımlara uğratan aktörlerle doludur. Bu durum, psikolojideki “ bovarizm“ ( gerçekliğin ötesinde, devasa ve yapay bir ihtişam arzusu) ve “kronik doyumsuzluk” kavramlarının en somut örneklerini barındırır. Bovarizm kavramı, Fransız yazar Gustave Flaubert’in ünü dünya çapında yayılan “ Madame Bovary (1857 ) adlı romanındaki baş karakter olan Emma Bovary’den türetilmiştir. Fransız filozof ve deneme yazarı Jules de Gaultier, roman karakterinin tatminsiz, gerçek dışı hayaller peşinde koşan ve hayatını olduğundan farklı hayal eden yapısını analiz ederek 1902 yılında psikoloji ve edebiyat literatürüne “ bovarizm “ adını kazandırmıştır.
Tarihe damga vurmuş doyumsuz siyasetçi ve iş insanlarının çarpıcı öyküleri bize onların, ortak özelliklerini de anlatır. Bu özellik şudur:
“ Elde ettikleri hiçbir başarı, para veya güç seviyesi, içlerindeki boşluğu doldurmaya yetmemiştir!”
Dünya siyaset tarihindeki açgözlülük vakaları, genellikle kamu kaynaklarını şahsi servete dönüştürme ve gücü ebediyen elde tutma doyumsuzluğu şeklinde ortaya çıkar.
Muhammed Suharto ( Endonezya ): Tarihin gördüğü en doyumsuz liderlerden biri olarak kabul edilir. 1967- 1998 yılları arasında ülkeyi yönetirken, devlet kasasından 15 milyar ile, 35 milyar dolar arasında bir serveti hortumladığı tahmin edilmektedir. Halkı yoksullukla mücadele........
