menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kimse görmüyor ama herkes savaşıyor

6 0
22.04.2026

Ayna karşısında bir kadın durur.

Dışarısı ne kadar gürültülü, içerisi ne kadar dağınık… Kimse bilmez.

Dudaklarına yavaşça sürer.

Kimseye hazırlanır gibi değil.

Kendini toparlar gibi.

Güzel görünmek için değil,

yıkılmadığını kendine hatırlatmak için hazırlanır.

Siren sesleri, kesintiye uğrayan hayatlar, karneye bağlanan gündelik ihtiyaçlar…

Ama bir şey dikkat çeker:

Kırmızı ruj üretimi durmaz.

Bir taraf onu yozlaşma sayar.

Diğer taraf, toplumun moralini ayakta tutan bir sembol olarak görür.

Çünkü mesele şıklık değildir.

“Beni korkutabilirsin…

Ama beni yok edemezsin.”

Ama içimiz hâlâ sessiz değil.

Kimse sığınaklara inmez…

Ama herkes kendi içine çekilir.

Yarım kalmış cümlelerle

Söylenmemiş duygularla

İçten içe çöken ilişkilerle

“Gerçekten iyi misin?”

Çünkü herkes aynı rolün içindedir:

Kırmızı ruj hâlâ sürülür.

Ama artık savaş uçaklarına karşı değil…

İçimizde kopan sessiz fırtınalara karşı.

Bir cümle gibi değil…

Bazı insanlar güçlü görünür.

Çünkü başka seçenekleri yoktur.

Çünkü çökerse toparlanamayacağını bilir.

Ve en acı gerçek şudur:

Kimse kimsenin neyle savaştığını bilmez.

En sessiz savaşlar en ağır olanlardır.

Sadece sen varsındır.

Bir de aynadaki hâlin.

Ve bazen karar çok basittir:

Çünkü bazı savaşlar silahla verilmez.

Bazı direnişler sessizdir.

Parçalarını toplayıp hayata çıkar.

En büyük savaşını, en iyi göründüğü gün verir.

Bazı hikâyeler tek bir cümleyle başlar.

Biz de… Bir sonraki cümlede görüşürüz. 


© Akdeniz Gerçek