menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyfettin BUDAK İnsanı İnsan Yapan Nedir? Sahip Oldukları mı, Vazgeçebildikleri mi?

48 0
26.03.2026

Bir insan neden her şey benim der?

İnsan neden sahip olduklarının efendisi olmaktan çıkıp onların esiri hâline gelir?

İnsanın sahip olma arzusu, sandığımız kadar yeni değildir. Bu duygu, modern hayatın icadı değil, insanın en eski reflekslerinden biridir. İlk insan için sahip olmak, hayatta kalmak demekti. Bir parça yiyecek, bir barınak, bir güvenlik alanı…

Bunlar olmadan yaşamak mümkün değildi. Bu yüzden sahip olma içgüdüsü, varoluşun temel bir parçası olarak insanın içine yerleşti. Ancak zamanla bu içgüdü yön değiştirdi. Hayatta kalmak için sahip olmak yerini, üstün olmak için sahip olmaya bıraktı. İhtiyaçların yerini arzular, arzuların yerini ise hırs aldı.

Bugün insan, çoğu zaman sahip olduklarıyla kendini tanımlıyor. “Ben kimim?” sorusunun cevabı, sessizce “Benim nelerim var?” sorusuna dönüşmüş durumda. Evler, arabalar, hesaplar, birikimler…

Bunlar artık sadece araç değil, kimliğin bir parçası hâline geliyor. İşte tam da bu noktada tehlikeli bir kırılma başlıyor. Çünkü insan sahip olduğu şeyi kaybettiğinde sadece bir eşya kaybetmiş olmuyor; kendine dair kurduğu anlamı da kaybediyor. Bu yüzden paylaşmak zor geliyor, bölüşmek tehdit gibi algılanıyor. Çünkü bilinçaltında şöyle bir korku oluşuyor: “Eğer verirsem, eksilirim. Eğer eksilirsem, yok olurum.”

Bu korkunun kökenine indiğimizde karşımıza derin bir güvensizlik çıkıyor. İnsan çoğu zaman malı sevdiği için değil, kaybetmekten korktuğu için ona sarılıyor. Yoksulluk korkusu, değersizleşme korkusu, kontrolü kaybetme korkusu…

Bunların hepsi, insanın iç dünyasında sessizce büyüyen ve zamanla davranışları şekillendiren duygular. Bu korkular arttıkça insan daha çok kontrol etmek ister. Daha çok kontrol ettikçe daha az güvenir. Daha az güvendikçe daha sertleşir. Ve bir süre sonra........

© Akasyam