MUSTAFA GÜLTEKİN SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Bir sanatkârın elinde sanat işçiliği olan tecahül-i arif sanatının, sırra sır katarak ilerleyen evliya elinde daha sıkı yapılması tabîi bir hak... Tecahül-i Arif, en çok da Arif-i Billah olan seçkinlere yakışan...
Tuluat halinde gördüğüm, fasîh bir açıklamanın olmamasının sebebi; bu meselenin açılma şeklinin ümmet tarafından gerçekleştirilmesine dair sırri bir İlahi hitap içermesinden kaynaklanmaktadır. Allah’ın herkesin kendi zuhurunu göstererek bilmesi, herkesin araştırmaya tabî tutularak kendi anlaması ve özümsemesi, herkesin kendisinin farkına varması için imtihan mevzusu oluşunda...
Kumandan Mirzabeyoğlu’nun, mücadelesinin; "nakşî sırrı" olduğunu söylediğine göre nakşî olanların bildiği bir sır bu...
NAKŞİ OLANLARIN BİLDİĞİ!...
Kaldı ki Mütefekkir Mirzabeyoğlu, eserlerinin bir çok yerinde çeşitli büyüklerin isimlerini vererek ve kendi ulvî yaşayışlarını göstererek zaten bu sırrı peyderpey dışarıyla paylaşıyor.
Tilki Günlüğü başta olmak üzere İBDA Külliyatı’nın her yerinde; ‘’O MANA, O KOKU!’’
a) İBDA Fikriyatı ve Zevken İdrak
‘’Makamdan Sızan Sır’’
İBDA Külliyatında, Hz. Ebubekir tarafından buyrulan; "idrakın aczini-meseleleri sonuna kadar kuşatamayacak halde oluşunu, idrak edebilmek bir ilimdir" hikmetli sözü üzerine, Mütefekkir’in geliştirdiği bir formül olan; "Zevken İdrak Formülü’’yle, Batın büyüklerinden bir büyük olan "gavs hazretleri’’nin üzerindeki sırrî hale İbdacı şuur ile yanaşacağız…
Tasavvuf menkîbeleriyle nakledilen sıhhatli bir olaydır ki; ‘’gavslık makamı’’ sahibinin üzerine yağmur yağmaz...
Yağmur... Hadîste bildirildiği üzere; "Allah'la alakası yepyeni" olan...
Allah’la alakası yepyeni olan yağmur, övülmüş bir varlık olsa da, ruh sahibi bir mahluk değil;........
