menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Saliha ve Tahire Kadın: Hz. Hatice

15 0
11.06.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Saliha ve Tahire Kadın: Hz. Hatice

Bu yazımızda Hz. Muhammed’in (sav.) hanımı Hz. Hatice hakkında bazı bilgileri vermeye çalışacağız. “Hatice” ismi, Arapça kökenli olup “erken doğan kız çocuğu” anlamına gelen “hadece yahducu-hadece yahdicu” fiilinden türemiş bir isimdir ve erdemi, dürüstlüğü temsil eder. En yaygın kullanımı Hz. Muhammed’in ilk eşi ve İslam’da önemli bir yeri olan Hz. Hatice’dir.[1]

Hz. Muhammed’in (sav.) hanımı, Hüveylid ve Fatıma’nın kızı Hatice, miladi 556 tarihinde Mekke’de doğmuştur. İslâmiyet’ten önce üstün iffeti nedeniyle kendisine “Tâhire” yani temiz kadın lakabı verilmiş, Hz. Muhammed (sav.) ile evliliğinden itibaren de kendisine “Kübra” yani büyük kadın sıfatı ile anılmıştır. O, hicretten üç yıl kadar önce 10 Ramazan, 19 Nisan 620 tarihinde Mekke’de vefat etmiştir.[2]

Hz. Hatice, Hz. Muhammed (sav.) ile Şama ortaklaşa yaptıkları bir ticaret neticesinde onun üstün ahlak ve dürüstlüğüne vakıf olmuş, ardından ona aracı göndererek evlilik teklifinde bulunmuştur. İki tarafın aile büyükleri, velilerinin katılımı ve onayı ile evlenmişler, Hz. Hatice’ye o zaman için iyi bir mehir verilmiştir. Düğünde develer kesilmiş, ikramlar yapılmıştır.[3] Rivayetlere göre Hz. Muhammed (sav.) 25, Hz. Hatice ise 40 yaşlarındaydı. Hz. Muhammed’in (sav.) peygamberliğine ilk iman eden Hz. Hatice, onunla yirmi beş yıl kadar süren mutlu bir evlilik sürdürmüştür. Bu evlilikten Kasım, Zeyneb, Rukıyye, Ümmü Külsûm, Fâtıma, Tayyib/Abdullah ve Tâhir olmak üzere yedi çocuk dünyaya gelmiştir. Hz. Muhammed (sav.) Hz. Hatice’nin vefatından sonra hep onu hayırla anmış, ona olan sevgi ve hasretini dile getirmiştir. Hz. Hatice hakkında söylenen olumsuz sözler karşısında çok öfkelenmiş ve anında cevap vermiştir. O, her zaman için Hz. Hatice hakkında kötü konuşanları anında susturmuştur.[4]

Hz. Muhammed’in (sav) kendisine peygamberlik gelmeden önce şehirden uzak bir yerde özellikle Hira Mağarasında tefekkür yoluyla ibadet etmiştir. O sıralarda Hz. Hatice onunla hep meşgul olmuş, eve dönmesi geciktiği zaman hizmetkârları vasıtasıyla ona ulaşmıştır. Hz. Hatice’nin Hz. Muhammed’in (sav.) hayatındaki en önemli rollerinden biri, peygamberlik geldiği zaman kendisine herkesten önce iman etmesi ve onu bütün varlığı ile desteklemesidir. Hz. Muhammed’in (sav.) Hira mağarasında bulunduğu 610 yılı Ramazan ayının son on günü içerisinde bir gece, bazı rivayetlere göre pazartesi günü sabaha karşı Cebrail asli şekliyle gelmiş ve kendisine “Oku” demiştir. O da, “Ben okuma bilmem” diye cevap vermiştir. Melek kendisini alıp sıktıktan sonra tekrar ona “Oku” demiş. Hz. Muhammed (sav.) tekrar “Ben okuma bilmem” cevabını vermiştir. Bir daha melek kendisini sıkmış ve ona “Oku” demiş. Ancak o yine “Ben okuma bilmem” cevabını vermiştir. Melek, üçüncü defa kendisini alıp iyice sıktıktan sonra ona Alak suresinin ilk ayetlerini okumuş ve ardından kendisi de meleğin kendisine okuduğu ayetleri okumuştur. Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’e (sav.) bu şekilde indirilmeye başlamış ve bu süreç, onun vefatına kadar yirmi üç sene sürmüştür.[5] Bu olay üzerine heyecanlanan Hz. Muhammed (sav.) eve gitmiş, yatağa girerek Hz. Hatice’den üstünü örtmesini istemiştir. Uyandıktan sonra başından geçenleri kendisine anlatmış; Hz. Hatice, Allah’ın kendisini utandırmayacağını, çünkü onun akrabasını gözettiğini, doğru konuştuğunu, âcizlerin elinden tuttuğunu, yoksullara yardım ettiğini, misafirleri ağırladığını söyleyerek tesellide bulunmuştur. Ardından Hz. Peygamber’i (sav.) kendi amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürmüştür. Hanif dinine/tevhit inancına sahip olan Varaka onu dinledikten sonra kendisine şu anlamda bazı şeyleri söylemiştir: “Müjde sana ya Muhammed! Allah’a yemin ederim ki sen İsa’nın (as.) haber vermiş olduğu son peygambersin. Senin gördüğün melek, Yüce Allah’ın senden önce Musa’ya (as.) göndermiş olduğu Cibril’dir. Keşke genç olsaydım, senin kavminin seni Mekke’den çıkaracakları günlerde sana yardımcı olabilseydim. Bütün peygamberler halkı tarafından düşmanlığa uğramış, eziyet görmüştür.”[6] Hz. Muhammed (sav.) ile Hz. Hatice evlenirken, Hz. Hatice’nin amcazadesi olan Varaka b. Nevfel Hz. Hatice’nin evinde onların........

© Akademik Akıl