menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adabımuaşerette Merhametli, Affedici ve Hoşgörülü Olmak

12 0
21.09.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Adabımuaşerette Merhametli, Affedici ve Hoşgörülü Olmak

            İnsanlarla hoş geçinmeyi ifade eden adabımuaşeret, merhametli, affedici ve hoşgörülü olmayı gerektirmektedir. Yüce Allah veciz bir şekilde edebi ifadelerle mealen şöyle buyurmaktadır:

            “Sen affetmeyi esas al, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”[1]

            Bu ayette affedici olmak, iyiliği emretmek ve cahillerden sakınmak olmak üzere üç konu bir arada zikredilmektedir. Affedici olmak bir merhamet duygusudur. Affedici olmak, insanlar arasında güveni artırmakta, ülfet ve muhabbeti geliştirmektedir. Affetmek, büyüklüğün şanıdır. Çünkü Allah affedicidir; günahı ne olursa olsun, kendisine dönüp af dileyeni affeder.

            Bu ayette geçen “örf”, genel anlamda iyiliği ifade etmektedir. İyiliği yaşamak ve yaygınlaştırmak, adabımuaşeretin önemli konularındandır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bu konuda Allah’ın emrine uygun hareket edenleri şöyle tanımlamaktadır: “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız.”[2] Ayrıca Yüce Allah, “İyilikte ve dürüstlükte yardımlaşın. Günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın”[3] diyerek bu konudaki hükmünü ortaya koymaktadır.

            Her türlü kötülüğün kaynağı olan cehalet, İslam’ın menettiği, Kur’an’ın sakınmayı emrettiği korkunç bir uçurumdur. Cehaletin olduğu bir ortamda adabımuaşeretin hedeflediği nezih ortam oluşamaz. Cehaletin hâkim olduğu bir ortamda affedici olmak ve iyiliği emretmek gibi güzel hasletler yaşanamaz. Onun için cahillerden ve cehaletten yüz çevirip sakınmak gerekmektedir. Allah ne güzel söylemiş:

“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[4]

Mehmet Akif Ersoy (ö. 1355/1936) bu ayetin mealine yer verdikten sonra şöyle devam etmiştir:

Olmaz ya … Tabiî … Biri insan, biri hayvan!

Öyleyse, “cehalet” denilen yüz karasından,

Kurtulmaya azmetmeli baştanbaşa millet.[5]

Hem ayette hem de Mehmet Akif Ersoy’un şiirinde cehalet, fevkalade edebi bir üslupla tanıtılmıştır. Kur’an-ı Kerim indirilişinde ilk emrin “Oku!” hitabıyla başlaması, ilim öğrenmenin ve cehaletten kaçınmanın farz olduğunu bildirmektedir.

            Her şeye rağmen cehaletten kaçınıp aydınlanmak, iyiliği emredip kötülükten sakınmak ve sakındırmak, affedici olmayı da gerektirmektedir. Merhamet timsali Hz. Muhammed (sav.), “Allah, İnsanlara merhamet etmeyene merhamet etmez”[6], ve “Merhamet edene Rahman da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin”[7] diyerek çevremizdeki insanlara, hatta hayvanlara merhamet etmenin gerektiğini dile getirmiştir.

Yüce Allah, özellikle anne babaya saygısızlık yapmamayı, onlara merhametle yaklaşmayı, onlara “Öf!” bile demeyin emriyle dile getirmektedir.[8] İnsanlar arasında saygı, sevgi, merhamet ve muhabbeti sağladığı için selamlaşma, Yüce Allah tarafından, “Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle mukabele edin veya aynıyla selam verin”[9] diye emredilmektedir.  

Mütevazi ve hoşgörülü olmanın zıttı, kibir ve gururla böbürlenerek hareket etmektir. Yüce Allah bu konuda insanları uyarmakta, böbürlenerek hareket etmemeyi ve haddini bilmeyi emretmektedir: “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.”[10]

            Netice olarak İslam dini adabımuaşerette kızgınlık ve şiddetten sakınmayı, Ağır başlı ve vakur davranmayı, daima yumuşak huylu........

© Akademik Akıl