Leviathan’ın Yağmaları, Prometheus Boşluğu ve Yeni Ortaçağ
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Leviathan’ın Yağmaları, Prometheus Boşluğu ve Yeni Ortaçağ
Bu kadar çatışma, savaş ve soykırım sonrasında 2026’nın daha sakin geçeceğini düşünüyordum. Yanılmışım. Önce ABD’nin gerçek anlamıyla Venezuela’nın kaynaklarına çökmesini izledik. Şimdi de İsrail’in kışkırtma ve çabalarıyla ABD’yi de dahil ettiği İran savaşını. Tam bir delilik hali. Toplumların söz hakkının olmadığı ama direk maruz kaldığı savaşlar… Oyun konsollarından ateşlenen silahların, uçakların, füzelerin hedefinde zaten fakirlik içinde yaşayan halklar… Cehennemi yaşayan siviller, masumlar, çocuklar, bebekler… Bir de “medyatize edilmiş sempati/apati” ile ekranlarda uyuşmuş kitleler, sizler, bizler… Tüm duygu durumlarını ekranlarda tüketen, gerçek hayattan kopuk nesiller…. Haberler, kısa videolar, manipülasyonlar, yorumlar…
Yüzlerce yıldır anlatılan o “Uluslararası Hukuk”, “Egemenlik”, “Diplomasi”, “Demokrasi” ve “Özgürlük” masallarının bittiğini, kralın çıplak olduğunu herkes biliyor. Yeni ve şaşkınlık yaratan ise bunun artık kralın bile umruda olmaması, çıplak olduğunu arsızca itiraf etmesi. Çünkü artık toplumların etki gücü kırıldı. Çekindikleri tek denetim mekanizması olan “toplumsal tepki” artık kimsenin umrunda değil.
Yıllarca tüm dünyanın gözü önünde alenen soykırım suçu işlendiğinde ve tüm dünya toplumlarının sesinin bir avuş soykırımcıyı durdurmaya yetmediği görüldüğünde herkes herşeyi anladı. Fikir dünyasında ve adalet algısında bir kırılma yaşandı. İsmine ne derseniz deyin… İster uluslarası hukuk, ister liberal dünya, ister küreselleşme, ister kapitalizm, ister modernite… Tümü birden, tek seferde ve tüm zamanlar için yıkıldı. İnsanlar “Demek ki tüm bunlar yalanmış, tüm bu sistem birkaç soykırımcının elindeymiş” dedi.
Bu kırılma hemen herşeyin sorgulanmasına neden oldu ve olmaya devam edecek. Daha işin başındayız maalesef…
Asıl kötü haber kimsenin çok fazla dile getirmediği, gözünü kaçırdığı bir yerde. Herşey muazzam hızda ilerlerken insanın binlerce yıldır kayda değer bir gelişme göstermemiş olması çok garip. Günther Anders’in “Prometheus Boşluğu” (Promethean Gap) olarak tanımladığı bu durum, insanın ürettiği teknolojinin (yapay zeka, otonom sistemler, astronomi, nano teknolojiler, silahlar, hipersonik füzeler…), insanın bu teknolojiyi kontrol edecek ahlaki ve bilişsel kapasitesini aşmasını ifade eder. Bir tarafta hiper hızda ilerleyen teknoloji, diğer tarafta binlerce yıldır gelişmeyen ve hatta birçok yönden gerileyen insanın bilişsel, ahlaki, psikolojik, kültürel ve ekolojik farkındalık düzeyi. Bir tarafta yapay zeka ile otonom çalışan savaş makineleri diğer tarafta dünyayı yöneten ülkelerin başında hiç bir evrensel ahlaki değere saygısı olmayan tipler. Dahası, hipnotize edilmiş kamuoyu, bastırılmış fikirler, tokenize edilmiş yaşamlar… Artık ikna etmesi gereken topluluklar, farklılıklar kalmadığına göre kapitalist sistem propaganda makinesinin korkacağı bir şey de kalmadı. Kapitalist açlık daha da pervasızlaştı.
Oysa modern Leviathan, Avrupa’da uzun süren iç savaşlar, feodal parçalanmışlık ve kronik siyasal istikrarsızlık koşullarında ortaya çıkmıştı. Ortaçağ boyunca egemenlik çok katmanlı ve dağınık bir yapıdaydı, krallıklar, feodal derebeylikler, kilise otoritesi ve yerel güç merkezleri kaos içindeydi. Bu parçalı düzen, yoğun şiddet ve güvensizlik üretmişti. Thomas Hobbes, 1651 tarihli Leviathan eserinde, “herkesin herkese karşı savaşını sona erdirmek” için mutlak ve merkezi bir egemen “otoriteyi”, Leviathan‘ı, yani modern devleti tanımlamıştı. Hobbes’a göre barışın ve düzenin ön koşulu, şiddet tekeline sahip birleşik bir siyasal otoriteydi. 1648 “Westphalia Barışı” ile birlikte toprak temelli egemenlik ilkesi kurumsallaşmış, merkezi ordular, vergi sistemleri ve bürokratik idare mekanizmaları inşa edilmişti. Kapitalist mali yapının ve Weber’in rasyonel bürokrasisinin yükselişi, bu merkezi otoriteyi kalıcı hale getirmişti. Leviathan, modern devlet formu olarak doğmuştu.
Yeni yüzyılın ilk çeyreği biterken Leviathan, artık kibar bir beyefendi taklidi yapmayı bıraktı. Maskesini indirdi ve aç bir haydut gibi sağa sola saldırıyor. Hepimizin gözünün içine baka baka yalan söyleyerek, alay ederek, küçümseyerek, soykırım yaparak… Bu........
