menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Ülkenin En Büyük Kaybı: Gençlerin Umudunu Kaybetmesi

14 0
25.06.2026

{vendor_count} satıcılarını yönetin

Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Bir Ülkenin En Büyük Kaybı: Gençlerin Umudunu Kaybetmesi

Bir ülkenin en büyük serveti ne yer altındaki madenleridir ne fabrikalarıdır ne de gökdelenleridir. Bir ülkenin gerçek zenginliği, hayal kurabilen gençleridir. Çünkü bir millet geleceğini, gençlerinin gözlerinde görür.

Bugün ise o gözlerde giderek daha az umut, daha çok yorgunluk görüyoruz.

Yıllarca ders çalışan, sınavlara hazırlanan, üniversiteyi bitiren, yabancı dil öğrenen, sertifikalar alan milyonlarca genç, diplomasını eline aldığında önünde açılan bir kapı değil, uzayan bir bekleyiş buluyor. “Bir gün mutlaka emeğimin karşılığını alacağım.” diye başlayan yolculuk, zamanla “Acaba gerçekten bir şansım var mı?” sorusuna dönüşüyor.

İşsizlik yalnızca maaş alamamak değildir. İşsizlik, sabah kalktığında gidecek bir işinin olmamasıdır. Kendini işe yarar hissedememektir. Ailene yük olduğunu düşünmektir. Arkadaşların hayat kurarken senin aynı yerde beklemen, yıllarca emek verdiğin eğitimin karşılığını alamamandır.

Üstelik gençleri yoran yalnızca işsiz kalmak da değildir. İş arama sürecinin kendisi de çoğu zaman umut tüketen bir mücadeleye dönüşmektedir.

Bugün binlerce genç, büyük umutlarla iş ilanlarına başvuruyor. Ancak zaman içinde birçok adayın aklına aynı soru geliyor: “Bu ilan gerçekten işe alım için mi açıldı?”

Elbette bütün şirketleri aynı kefeye koymak doğru olmaz. Ancak birçok adayın ortak gözlemi, bazı ilanların gerçekte yeni bir istihdam yaratmadığı yönünde. Kimi zaman ilan yalnızca şirket içinde yapılacak bir görevlendirme için açılıyor, kimi zaman aylarca yayında kalmasına rağmen hiçbir işe alım gerçekleşmiyor. İş arayan genç ise günlerce mülakata hazırlanıyor, umutlanıyor, bekliyor; çoğu zaman tek bir geri dönüş bile alamıyor.

İnsan kaynakları süreçleri de ne yazık ki her zaman güven vermiyor. İşini büyük bir ciddiyetle yapan profesyoneller elbette var. Ancak birçok firmada işe alım süreçlerini yöneten kişiler, başvurdukları alanlarda yıllarca emek vermiş adayların bilgi ve donanımını değerlendirebilecek eğitime ve deneyime sahip olmayabiliyor. Standart kalıplarla yapılan mülakatlar, geri bildirimsiz süreçler ve yüzeysel değerlendirmeler, gençlerde yalnızca reddedilmişlik değil, değersizlik hissi de oluşturuyor.

Uzun yıllar eğitim görmüş, kendini geliştirmiş, yabancı dil öğrenmiş gençlere teklif edilen maaşlar çoğu zaman insanca bir yaşam kurmaya yetmiyor. Artık yalnızca iş bulmak değil, bulunan işle hayatını sürdürebilmek de büyük bir mücadele haline geldi.Gençler üniversiteden mezun oluyor ama aileden mezun olamıyor.

İşte bu yüzden bugün yaşanan sorun yalnızca genç işsizliği değildir. Asıl sorun, gençlerin umutlarının yavaş yavaş tükenmesidir.

Bir toplum için en büyük kayıp, gençlerin cebinin boş olması değildir; kalbinin boşalmasıdır. Çünkü umudunu kaybeden bir genç, yalnızca kendi geleceğinden vazgeçmez. Ülkesine olan inancını da sessizce kaybetmeye başlar.

Bugün birçok genç yurt dışına gitmenin hayalini kuruyor. Çoğu daha yüksek maaş için değil; emeğinin........

© Akademik Akıl