A’râf 31: Bağlamından Koparılan Bir Âyetin Yeniden Okunuşu
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
A’râf 31: Bağlamından Koparılan Bir Âyetin Yeniden Okunuşu
Kur’an-ı Kerîm’in bazı âyetleri vardır ki, asırlar boyunca dillerden düşmemiş, ancak çoğu zaman nüzul bağlamından koparıldığı için vermek istediği asıl mesaj yeterince kavranamamıştır. Kanaatimizce bunlardan biri de A’râf sûresinin 31. âyetidir.
Meâllerde âyet genellikle şu şekilde çevrilmektedir:
“Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin; yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
Bu âyeti her okuyuşumda zihnimi meşgul eden bir soru vardı: Namaz kılarken güzel giyinmekle “yiyin, için” emri arasında nasıl bir ilişki kurulabilirdi? Uzun yıllar bu soruya tatmin edici bir cevap bulamadım. Ancak Kur’an’ın nüzul ortamını, dilini ve tefsir geleneğini daha yakından inceleme imkânı bulduğum yıllarda bu muğlaklığın büyük ölçüde ortadan kalktığını gördüm.
Kur’an’ın 6236 âyetten oluşan zengin muhtevası, her âyetin tek başına değil, kendi bağlamı içerisinde değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. A’râf sûresinin 31. âyeti de bunlardan biridir. Bu âyeti doğru anlayabilmek için okumaya 26. âyetten başlamak ve en az 33. âyete kadar devam etmek gerekir. Ayrıca yalnızca meal okumak çoğu zaman yeterli değildir. Özellikle muhakkik âlimlerin hazırladığı açıklamalı meallerin (Örnek olarak Abdülkadir Şener, Cemal Sofuoğlu ve Mustafa Yıldırım üçlüsünün hazırladığı “Yüce Kur’an ve Açıklamalı Yorumlu Meâli”ni ifade edebiliriz) dipnotları ve parantez içi açıklamaları, okuyucuyu tefsirlere ulaştıran önemli ipuçları sunmaktadır.
Âyetler birlikte okunduğunda karşımıza oldukça farklı bir tablo çıkmaktadır. Burada eleştirilen husus, Müslümanların camiye giderken güzel elbise giymeleri veya sofrada ölçülü davranmaları değildir. Asıl hedef, cahiliye döneminden beri devam eden iki yanlış din anlayışının düzeltilmesidir.
Kaynakların aktardığına göre müşrik Araplardan bazıları Kâbe’yi tavaf ederken üzerlerindeki bütün elbiseleri çıkarıyor, çıplak olarak tavaf etmeyi ibadetin bir gereği sayıyorlardı. Günlük elbiseleriyle günah işlediklerine inandıkları için onları çıkarınca günahlarından da arındıklarını düşünüyorlardı. Bunun yanında ihramlı iken daha fazla sevap kazanacakları inancıyla kendilerine çeşitli yiyecekleri yasaklıyor, kuru azık dışında bir şey yememeye çalışıyorlardı.
İşte A’râf sûresinin 31. âyeti tam da bu iki yanlış uygulamaya müdahale etmektedir.
” يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ خُذُوا ز۪ينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ” emri, çıplak tavaf etmeyin; örtünün, giyinin anlamına gelmektedir. Hemen ardından gelen ” وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُواۚ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِف۪ينَ” ifadesi ise ibadet adına kendinizi gereksiz yere yemeden içmeden mahrum bırakmayın, Allah’ın helâl kıldıklarını kendinize haram etmeyin mesajını vermektedir. Buradaki “israf”, aşırı tüketim değil, Allah’ın koyduğu ölçüye riayet etmemek anlamındadır. Bu riayetsizlik bazen gereğinden fazla tüketmekle, bazen de meşru olanı kendine yasaklamakla gerçekleşebilir.
Nitekim devam eden âyetlerde Allah Teâlâ, helâl nimetleri kimsenin haram kılamayacağını açıkça bildirmektedir. Böylece cahiliye toplumunun hem çıplak tavaf etme geleneği hem de ibadet adına geliştirdiği gereksiz zühd anlayışı reddedilmektedir.
Bu çerçevede bakıldığında âyetin hitabının da dikkat çekici olduğu görülmektedir. Burada “Ey iman edenler!” denilmemekte, “Ey Âdemoğulları!” hitabı kullanılmaktadır. Çünkü muhatap öncelikle müşrik toplumdur ve düzeltilmek istenen de onların din adına geliştirdikleri yanlış uygulamalardır.
Elbette bu tespit, âyetten namazda temiz ve düzgün giyinmenin teşvik edildiği şeklinde genel bir ilke çıkarılamayacağı anlamına gelmez. Ancak âyetin ilk muhataplarına verdiği mesajı tespit etmek, sonraki yorumların da daha sağlıklı yapılmasını........
