menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akreditasyonun Ötesinde: Üniversitelerde Asıl Sınav Kurumsallaşma

14 0
08.06.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Akreditasyonun Ötesinde: Üniversitelerde Asıl Sınav Kurumsallaşma

Son yıllarda üniversitelerde en çok duyduğumuz kavramlardan biri akreditasyon. Hemen her fakülte, her bölüm ve her yönetim toplantısında bu konu gündemde. Öz değerlendirme raporları hazırlanıyor, kalite komisyonları kuruluyor, bir sürü performans göstergesi takip ediliyor.

Peki tüm bunlar gerçekte neyi amaçlıyor acaba?

Daha da önemlisi, akreditasyon gerçekten kurumsallaşmaya hizmet ediyor mu?

Aslında bu iki kavram sık sık birbirine karıştırılıyor. Oysa akreditasyon bir amaç değil, kurumsallaşmanın doğal bir sonucudur.

Kurumsallaşma nedir? Bir üniversitenin kişilere değil, sistemlere bağlı hale gelmesidir. Dekan değişse, bölüm başkanı emekli olsa, rektör görevden ayrılsa da eğitim kalitesinin, araştırma faaliyetlerinin ve idari süreçlerin aynı standartta devam edebilmesidir. Başka bir deyişle: insanların değil, kuralların yönettiği bir yapı.

İşte kurumsallaşma sürecini yaşayan kurumlarda akreditasyon tam bu noktada devreye girer. Çünkü günümüzde akreditasyon, sadece “kaç ders verildi” ya da “kaç öğrenci mezun edildi” gibi sayılara bakmaz. Kararların nasıl alındığını, süreçlerin nasıl işlediğini, paydaş görüşlerinin nasıl değerlendirildiğini ve sürekli iyileştirme mekanizmalarının nasıl çalıştığını sorgular.

Yani akreditasyonun asıl sorduğu soru şu:

“Bu kaliteyi bugün sağlıyorsunuz, peki yarın da sürdürebilecek misiniz?”

Bu sorunun cevabı ise doğrudan kurumsallaşmada gizli.

Ancak burada önemli bir tehlike var. Bazı kurumlar akreditasyonu bir kalite kültürü oluşturma aracı olarak maalesef görmüyor, onu alınması gereken bir belge olarak görüyor.. Böyle olunca süreçler kâğıt üzerinde harika, dosyalar hazır, raporlar yazılmış, ziyaretler başarıyla tamamlanmıştır. Ama kurumun günlük işleyişinde hiçbir şey değişmemiştir.

Sonuçta akreditasyon vardır, ama kurumsallaşma yoktur…

Oysa gerçek başarı, akreditasyon değerlendirmesi yaklaşırken telaşla dosya hazırlamak değil; değerlendirme ekibi geldiğinde “İşte bu sistem yıllardır böyle işliyor” diyebilmektir.

Kurumsallaşmış üniversiteler akreditasyona hazırlanmazlar. Çünkü akreditasyonun talep ettiği kalite anlayışı zaten kurum kültürünün bir parçası haline gelmiştir.

Bu yüzden üniversitelerin üzerinde düşünmesi gereken şey; “Bir sonraki akreditasyonu nasıl alırız?” değil, “Kaliteyi kişilerden bağımsız olarak nasıl sürdürülebilir hale getiririz?” olmalıdır.

Çünkü belgeyi almak mümkündür.

Ama asıl zor olan, o belgenin temsil ettiği kalite kültürünü kuruma gerçekten yerleştirebilmektir.

Üniversitelerde Thucydides Tuzağı

Yorum Yap Cevabı İptal Et

Bir dahaki sefere........

© Akademik Akıl