Işık ve Ses Gecikmesi Bize Ne Söyler?
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Işık ve Ses Gecikmesi Bize Ne Söyler?
Yıldırımdan Patlamalara Uzaklık Tahmini Üzerine
Yıldırımın önce görülüp sesinin sonra duyulması, fiziğin günlük hayattaki en sade ama en öğretici örneklerinden biridir. Aynı ilke, ışık ile ses arasındaki zaman farkından hareketle bazı olayların uzaklığı hakkında kaba ama dikkat çekici bir fikir verebilir.
İşim İstanbul’da, evim 700 km ötede Antalya’da; saatte 700 km hız yapan uçak 1 saatte ulaştırıyor. “Yol eşittir hız çarpı zaman” formülü, yeryüzü şartlarından Güneş Sistemi ölçeğine ve yıldızlara kadar başarılı çalışıyor; yeter ki ses hızı ya da araç hızı ışık hızına yükselmesin.
Ses ortam ister, ışık ise aramaz; bizim için bu ortam en genel haliyle havadır ama balinalar için sudur. Uzaydan “sesimi duyan var mı?” diye seslensek, dünyadan bizi duyan olmaz; çünkü ses iletilemez. Yani, “yakın boşlukta ses bizim duyduğumuz biçimde yayılmaz” demek istiyoruz. Ses, yeryüzü gibi atmosferi olan tüm gezegen ve ortamlarda geçerlidir; sesi taşıyıcı ortam varsa ses iletilir, yoksa Ay yüzeyindeki gibi sessizlik hâkim olur.
Gündüzün Güneş ışığının aydınlığı ile geceleri dolunayın ışığı, “ömür biter yol bitmez” büyüklüklü yeryüzünü de atmosfer sayesinde aydınlatır ve parmaklarımızın elektrik düğmesine basmasına gerek duyurmayacak doğal ışık ile önümüzü, çevremizi ve işlerimizi görürüz. Atmosferimiz; Güneş, Ay, yıldızlar, gezegenler, kuyruklu yıldızlar ve göktaşları gibi her türlü gelen ışığı yansıtarak, kırarak ve saçarak olağanüstü bir parlaklık sağlar; gündüzümüz ve gecemiz yeteri miktarda aydınlık olur.
Ay’da atmosfer yoktur; Ay evrelerinden gördüğümüz gibi sadece Güneş ışığının düştüğü, bize bakan bölgeler aydınlıktır, dışında kalan yerler ve arka yüzü tamamen karanlıktır. Bu yüzden Ay’da mavi bir gökyüzü, bulutlar ya da rüzgâr yoktur. Ay’a çarpan göktaşlarını dünyadaki gibi yavaşlatacak bir atmosfer bulunmadığından, büyük hızlarla dövülen Ay toprağı zamanla adeta “pudra şekeri” inceliğine elekten geçmiş haldedir. Çarpan göktaşlarının büyük hızlarından dolayı yüksek kinetik enerjileri çarpma ile ısı enerjisine dönüşerek yanar; ancak oksijen olmadığından yanma devam edemez, “çakmak taşı”na benzer şekilde yanar ve hemen söner; tıpkı resmî makam araçlarının “çakar”ları gibi. Teleskoplarla bu çarpma olayları gözlemlenerek kayıt altına alınmaktadır. Sırası gelmişken, atmosferimizin frenleyerek Çanakkale’ye düşen bir göktaşının video bilgisini burada paylaşmış olayım ki Ay’a freni boşa alınmış düşenlerin akıbetini tahmin etmemize belki katkı verebilir.
Işık ve sesin taşıdığı bilgi
Işık ve ses, geldikleri kaynakların bilgilerini taşırlar. Işık sözcüğü ile bütün elektromanyetik dalgalar anlatılır. Bununla elimizden düşürmediğimiz cep telefonumuz ve “sosyal medya” tarafımız şimdilerde gerçek zamanlıya yakın hızda 5G ile tavizsizdir; TV izleriz, radyo dinleriz, radyo sinyali ile “bana bir konum at, navigasyonla adresimi bulayım” deriz, röntgen çektiririz, mutfakta mikrodalga fırın hayatımızın vazgeçilmezi olmuştur, doğanın muhteşem renklerini görürüz, uzayın derinliklerine ineriz. Yüksek hızımızı tespit eden trafikteki radarlar gibi, yarasalar da yalnızca gözleriyle değil, gönderdikleri ses dalgalarının yankılarını geri alarak ani ve çevik uçarken yönlerini ve diğer yaşam gereksinimlerini sağlarlar.
Işık hızı doğanın temel sabitlerinden biridir. Tüm zamanlarda ve tüm yerlerde aynıdır. Sayısız deney gösterdi ki bu hız, maddesel bir cismin kazanabileceği maksimum hızdır. Işığın sonlu ve sabit hızda yayılması, modern fiziğin özellikle elektromanyetizma ve görelilik kuramlarında merkezi bir rol oynar. Einstein’ın bilimsel ününde ışıkla ilgili çalışmaların önemli bir yer tuttuğu da bilinmektedir.
Astronomide geçmişe bakmak
Gök cisimleri yalnızca ışınım yayımlarlar ve bu ışınımın en iyi bilinen bölümü görsel bölge ışınımıdır. Bu ışık bize 300 bin km/s’den daha hızlı gelemez. Bu nedenle gök cisimleri hakkındaki bilgilerimiz, bu seyahat süresi yüzünden tam anlamıyla güncel olamamaktadır. Yani 150 milyon km ötemizdeki Güneş, 8 dakika önce bize ışık göndermiştir ve biz onu bu gecikme ile şimdi görüyoruz. Benzer şekilde, bize en yakın yıldız Alfa Centauri’nin şu anda gördüğümüz ışığı da 4.3 yıl önce yola çıkmış ve bize şimdi ulaşmıştır. Bunun anlamı şudur: Uzak cisimleri gözlediğimizde zaman içinde geriye bakıyoruz; bu cisimlerin önceki evrelerini gözlüyoruz. Böylece astronomideki gözlemler, tek yönlü bir zaman makinesi gibi ne yazık ki geleceğe değil, astronomik geçmişe bakmamızı sağlar.
Yıldırım görüldü, sesi sonra duyuldu
“Antalya’nın gözü yaşlı” denir, yağmuru boldur. Evimin balkonundan yıldırım veya şimşek olayları meydana geldiğinde, ışık hızının ses hızından çok daha büyük olması nedeniyle önce olayın ışığı görülür, neden sonra sesi duyulur. Aradan geçen zamanı ses hızı olan yaklaşık 343 m/s ile çarparsak, yani yine “yol = hız × zaman” formülünü kullanırsak, olay yerinin bize olan uzaklığını kestirmiş oluruz.
Türkiye Ulusal Gözlemevlerinin Antalya Saklıkent’teki Bakırlıtepe’ye konuşlandırılmış yerleşkesinin bulutlar içerisinde kalıp kalmadığını, bazen bu yolla oradaymışım gibi sezebildiğimi söyleyebilirim. Gözlemevinin rakımı yaklaşık 2500 metre yüksekliktedir; bunu mesafe olarak dikkate alırsak, formülden yıldırım veya şimşek çakmasının görülmesi ile sesinin duyulması arasında geçen zaman yaklaşık 7 saniye olur. Ne güzel ki fizik yasaları günlük hayatta karşılık buluyor, bilgi veriyor ve kolaylıklar sağlıyor.
Güncel olaylar ve kaba mesafe tahmini
Günümüzde maalesef hiç istenmeyen savaşların yöntemi de değişti; uzaktan kumanda ve akıllı teknolojiler adına ne varsa boy gösterir oldu. Canlı yayınlarda atılan füzeleri tespit eden koruma kalkanları sirenleri çaldırıyor ve insanların sığınaklara koşuşturduklarını izliyoruz. Olayları canlı anlatan basın mensupları görevlerini sürdürürken hem kendilerinin can güvenliği hem de haber merkezlerini bilgilendirmek için düşen füzelerin ne kadar uzağında olduklarını öğrenmenin önemli olduğu ortaya çıkıyor.
İşte bunun için, yukarıdaki yıldırım veya şimşek olaylarındaki pratik hesaplamayı hatırlamak yeterlidir. Füzenin düştüğünde beliren ışık ile duyulan patlama sesi arasında geçen zamanı sayarsak ve bunu yaklaşık 343 ile çarparsak, olayın uzaklığı hakkında kaba bir fikir edinmiş oluruz. Adeta bakkal hesabı gibi görünse de verdiği bilgi kıymetlidir. Diyelim ki spiker ve kameramanın bulunduğu yerden 2.5 km uzağa düşen bir füzenin ilk ışığını görür görmez, 7 saniyeye karşılık gelen 1001-1002-1003-1004-1005-1006-1007 şeklinde saymanızın bitiminde patlama sesini duyabilirsiniz.
Bununla birlikte, doğal ya da yapay patlamalarda sesin geliş zamanı; rüzgâr, sıcaklık, yankı, patlamanın yerden ya da yüksekte olması, kamera yayını gecikmesi ve flaş ile akustik olayın tam eşzamanlı olmaması gibi etkenlerden etkilenir. Bu nedenle burada verdiğimiz hesaplamanın ancak kaba bir tahmin olduğunu özellikle belirtelim.
Roket, füze ve balistik
Bugünlerde sıkça duyduğumuz “roket” ile olumsuzluğu çağrıştıran “füze” kavramlarını da yeri gelmişken verelim: Bir roket uzay seyahati, yani astronotik amaçla kullanılıyorsa “taşıyıcı” veya “fırlatıcı” adını alır. Askerî amaçla kullanılıyorsa, yani taşıdığı yük tahrip amaçlı ise “füze” adını alır. Füzeler hem saldırı hem de savunma amacıyla kullanılabilirler. Hedef yükün dışında roketin kendisi de tahrip amaçlı kullanılabilir.
Ekranlardan sıkça duyduğumuz “balistik” kavramı ise, ateşli silahlarda merminin barut gazının basıncıyla fırlayıp hedefe ulaşıncaya kadar olan devinimini inceleyen bilim olarak tanımlanır. Dolayısıyla “balistik füze”, fırlatıldıktan sonra roket motoruyla kısa süreli ivme kazanan, ardından yerçekimi etkisiyle atmosfer dışına çıkıp “basık-parabol” bir yörünge izleyerek hedefine ulaşan, uzun menzilli bir silah sistemidir.
Önceki yazılarla bağlantı
Güncel olaylardan esinlendiğimiz ışık ve ses arasındaki söz konusu gecikmenin bu anlatımı ile, Akademik Akıl’da yayımlanan “Çevremizde Yaşanan Fizik ve Astronomi: Güneş En Tepede Uzun Kalıyor Yaz Tatili Başlıyor Deprem Değinmesi ile Birlikte” başlıklı yazımızda geçen “Yıldırım görüldü, patlaması duyuldu” maddesini de burada biraz açmış olduk. Konuyla ilgili “Hedefi Tam Vuran Yüksek Teknolojiyi Kullanandır ve Suçlu Adayıdır” başlıklı yazımızı da okurlarımızın dikkatine sunmuş olalım.
Keşke savaşlar hiç olmasa da böylesi fizik hesaplamalarını hayatı kolaylaştıran, güvenliği artıran ve yaşam kalitesini yükselten teknolojiler için kullansak. Çünkü doğa yasaları bize yalnızca fizik öğretmez; ölçüyü, zamanı, sabrı ve insan olmanın sorumluluğunu da hatırlatır. Işık ile ses arasındaki bu sade gecikme bile, dikkatle bakıldığında “hem tabiatı hem de insanlığı daha doğru okumamız için bize sessiz ama güçlü bir ders verir” diyerek insanlığımıza seslenmiş olalım.
Hayatın ve yaşamın zaten bunca zorlukları yetmiyormuş gibi sunîlerini üretmeye ne gerek var? Başımıza gelen olumsuzluklar aşırılıklarımızdan ileri gelmiyor mu? Doymak bilmeyen arzularımız, frenleyemediğimiz çok kazanma hırslarımız ve sonu gelmeyen gelecek kaygılarımız niye? Çalışılarak kazanılanın lezzetini almaya baksak; az kazanılıyorsa yetirmeyi, çok kazanılıyorsa da paylaşmayı bilsek… Al sana huzur, al sana barış…
Benim küskünlük kümem “sıfır”. Tıpkı “terörsüz Türkiye” ve nihayetinde “terörsüz bölge” gibi, ülkeler de niye böylesi gerçek ve bir o kadar doğal barış “sigortası”nı devlet politikasına dönüştürmezler ki? Savaşların sonsuza kadar süremeyeceği gerçeği ile, insanlığa yakışmayan çatışmaların olabilen en yakın, tez zamanda bitmesi dileğimizi bu yazımızda da tekrarlamış olalım.
Hakuna Matata: Kırık, Rapor ve Maişet Derdi
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
KBRN ÇAĞINDA HEDEF ŞEHİRLER DEĞİL, SİSTEMLERDİR: Küresel Hazırlık...
Tıpta “Sıfır Atık” Mümkündür
Atlıkuş İmparatorluğu: Yükümlülük Bir Bilinçtir
Huzur ve Güvenli Bölge İçin: Türkiye-İran İlişkilerinde Bireysel...
Kitap Kapağındaki Sonsuzluk
Heisenberg Belirsizlik İlkesi ve Hayatımızın Akışının Belirsizliği
Siyah Kuğu ve Sonrası
Bir Eğitimci ve Araştırmacı: Doç.Dr. Feramuz Aydoğan
Afetlere Ne Kadar Hazırız? Dirençlilik Sınavında Gerçekçi Bir...
Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.070.138
Suyun Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımızdaki Yeri için Vahap Can
KBRN Krizlerinde Manevi İlk Yardım: Görünmeyen Tehditlere Karşı İçsel Dengeyi Sağlayan Destek için Mustafa naci kula
KBRN Krizlerinde Manevi İlk Yardım: Görünmeyen Tehditlere Karşı İçsel Dengeyi Sağlayan Destek için Prof.Dr. Muammer Cengil
KBRN Krizlerinde Manevi İlk Yardım: Görünmeyen Tehditlere Karşı İçsel Dengeyi Sağlayan Destek için Murat arar
Üniversiteyi Hayata, Üretime ve Geleceğe Yaklaştırmak için Psikiyatr Dr.Bülent Demirbek
KBRN ÇAĞINDA HEDEF ŞEHİRLER DEĞİL, SİSTEMLERDİR: Küresel Hazırlık Düzeyi ve Türkiye’nin Stratejik Dayanıklılık Analizi için Metin Çet
Sosyal Medya Fenomeni Kübra Karaaslan’ın Vefatı Üzerine: Bir Acı, Bir Soru, Bir Hakikat için Prof.Dr. Muammer Cengil
Sosyal Medya Fenomeni Kübra Karaaslan’ın Vefatı Üzerine: Bir Acı, Bir Soru, Bir Hakikat için Prof.Dr. Muammer Cengil
Sosyal Medya Fenomeni Kübra Karaaslan’ın Vefatı Üzerine: Bir Acı, Bir Soru, Bir Hakikat için Prof.Dr. Muammer Cengil
Sosyal Medya Fenomeni Kübra Karaaslan’ın Vefatı Üzerine: Bir Acı, Bir Soru, Bir Hakikat için Ümmü Ebrar Güneş
Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)
Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)
Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)
Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)
Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)
Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)
Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)
Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)
Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)
Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)
Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)
Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)
Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)
Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)
Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)
Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)
Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)
Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)
Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)
Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)
Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)
Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)
Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)
Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)
Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)
Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)
Ayın Konusu: Hegemonya (11)
Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)
Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)
Ayın Konusu: İstişare (25)
Ayın Konusu: KBRN! Hazırlıklı mıyız? (6)
Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)
Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (11)
Ayın Konusu: Liyakat (36)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)
Ayın Konusu: NATO (5)
Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)
Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)
Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)
Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)
Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)
Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)
Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)
Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)
Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)
Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)
Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)
Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)
Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)
Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)
Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)
Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)
Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)
Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)
Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)
İktisadi ve İdari Bilimler (151)
İnsan ve Toplum Bilimleri (12)
Sağlık Bilimleri (50)
Sosyal Medya Hesaplarımız
Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim Nisan 6, 2026
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim
Hakuna Matata: Kırık, Rapor ve Maişet Derdi Nisan 6, 2026
Hakuna Matata: Kırık, Rapor ve Maişet Derdi
Işık ve Ses Gecikmesi Bize Ne Söyler? Nisan 6, 2026
Işık ve Ses Gecikmesi Bize Ne Söyler?
KBRN Düşündürdükleri Nisan 6, 2026
Yazar olarak giriş yapın
Çıkış yapana kadar beni içerde tut.
@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni
