menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tapınak bekçileri

48 0
08.06.2026

Son yazıda küresel düzeyde Ermeni kimliğinin üç halinden, yani Ermenistan Ermenileri, diaspora Ermenileri ve Türkiye Ermenilerinden bahsedilebileceğini söylemiş, diaspora hali ve bunun Türkiye Ermeniliğiyle farkı üzerinde kısaca durmuştuk. Bir sonraki yazıda diaspora Ermenilerinin Türkiye Ermenilerine bakışını ele alacağımızı belirtmiştik. Araya bayram haftası girdikten sonra bu yazıda bu konuyu tartışabiliriz.

Gözlemim odur ki diasporanın Türkiye Ermenilerine bakışında çelişkili taraflar söz konusu. Fakat bu çelişkileri konuşmadan önce kronolojik bakacak olursak diaspora Ermenileri, Türkiye’de kalan Ermenilere ilkönce hatta uzunca bir süre “yok” muamelesi yaptılar, onları unuttular. Sanki soykırımdan geriye hiç kimse kalmamıştı, soykırımın sonucu onların gözünde külli bir yok oluş, total bir kayıp demekti. Türkiye’deki Ermenilerle uzunca bir süre ilgilenmediler. Tabii belirtmek gerekir ki ilk kuşak diaspora üyeleri, yaşadıkları büyük yıkım, kayıp ve savruluşun ardından yabancısı oldukları ülkelerde tutunabilme, hayatta kalabilme derdindeydiler. Bireysel düzeyde akrabalarını arayanlar bir yana, topluluk olarak Türkiye Ermenileriyle ilgilenecek durumda pek değillerdi. Diasporadaki ikinci hatta üçüncü kuşakla birlikte “nasıl yaşarlar, neler yaparlar, Türklerle beraber yaşamak nasıl bir şeydir, baskı altında mıdırlar?” gibi sorular etrafında Türkiye Ermenilerine karşı belli bir merakın uyandığını söylemek de mümkün sanırım. Fiziki ve fikri sınırlar kalktıkça da bu ilgi artıyor, artacaktır.

Öte yandan, akademisiyle, partileriyle, diğer sosyal kurumlarıyla diasporanın Türkiye Ermenilerini uzun süre görmezden gelmesinin bir sebebi de geride kalanlar olmasının soykırımın soykırımlığına halel getirecek bir şeymiş gibi algılanmasıdır.........

© Agos