Suriye, dördüncü bilanço
Savaşsızlık hâli süregeliyor, azımsanacak bir durum değil; bir kez daha altını çizelim: savaş yorgunluğu, ölmek ve öldürmekten yorulmak diye bir insanlık hâli mevcuttur. Ne var ki savaşsızlık illâki barış demek değil; tam aksine savaşsızlık kalıcı barışı perdeleyebilir, öteleyebilir, hatta engelleyebilir.
Kalıcı barışa erişme bağlamında memlekette ve Suriye’de her vatandaşı ve özellikle Kürt unsuru birebir ilgilendiren eşit vatandaşlık ve bunun olmazsa olmazları, çok farklı biçim ve yordamlarla ele alınıyor. Suriye’de görece temsiliyete doğru yol alınırken Türkiye’de tam teslimiyete doğru gidiliyor.
Oysa memleketteki hava her iki gidişatın da teslimiyet yönünde olduğu. Bu Suriye gerçekleriyle örtüşmüyor. Elbette özerk yönetim artık yok ve Şam’la bütünleşmenin müzakeresi yapılıyor ama müzakere yapılıyor, Türkiye’deki hayhuyun aksine. Bunda ABD ve Fransa’nın müzakereci taraflar üzerindeki etkisi de var.
Özerk yönetim yetkililerinin Rojava davasını “sattığını” düşünenler orada olup biteni bir çırpıda Türkiye’de cereyan eden ve dünyada eşi benzeri olmayan süreçle aynı kefeye koyuveriyor, hatta Rojava’da olanların kuzeydeki teslimiyetin doğal uzantısı olduğunu öne sürüyor. Bu acele hükmün ardında özerk yönetim ve SDG’nin Ocak ayında ışık hızıyla tasfiye olmaya başlaması var elbette. Ne var ki iş daha bitmiş değil. Her konuda müzakere sürüyor.
Karşılaştırma faslında, Türkiye’dekilerin aksine Suriye’de Kürtler, her ne kadar Sünnî ve........
