menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye'nin Türkistan politikası ve yeni jeopolitik ufuk

17 0
09.07.2026

Türkiye'nin Türkistan'a yönelik makro açılımı, yalnızca bir dış politika manevrası değil; tarihi hafızanın, medeniyet tasavvurunun ve jeopolitik dehanın 21. yüzyıl şartlarında yeniden ihya edilmesidir.

Engin Özekinci/ Yazar

Tarih, yalnızca geçmişte yaşanıp bitmiş hadiselerin kronolojik bir dökümü veya tozlu raflarda saklanan bir hatıralar mecmuası değildir. Bilakis milletlerin kolektif hafızasını şekillendiren, devletlerin karakterini tayin eden ve medeniyetlerin stratejik istikametini belirleyen canlı, dinamik ve organik bir sürekliliktir.

Türk devlet geleneği, dünya siyaset tarihinin en köklü ve kesintisiz süreklilik alanlarından birini temsil eder. Ötüken'in çetin coğrafyasında temelleri atılan Hun Kağanlığı'ndan Göktürklere, İslam'ın sancaktarlığını üstlenen Karahanlılardan Akdeniz'i bir iç deniz haline getiren Büyük Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu'na, oradan da küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan bu tarihi çizgi değişen coğrafyalara, farklılaşan inançlara ve dönüşen çağa rağmen sarsılmaz bir Türk devlet aklının varlığını gösteriyor.

Kuşkusuz bu aklın merkezinde evrensel bir adalet arayışı, kurumsal istişare mekanizmaları, bağımsızlığa duyulan ontolojik tutku ve milletin bekasını her şeyin üzerinde tutan kurucu bir felsefe vardır.

Cumhuriyet'in ardından Türkiye, imparatorluk bakiyesi bir coğrafyanın getirdiği jeopolitik travmalar ve yakın çevresindeki güvenlik tehditleri sebebiyle daha içe dönük ve statükocu bir savunma refleksiyle hareket etmiştir.

Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Türkistan coğrafyasıyla tesis edilmeye başlanan çok boyutlu, derinlikli ve kurumsal ilişkiler, Türkiye'nin bu tarihi hafızasını edilgen bir doktrinden etken bir jeopolitik vizyona dönüştürdüğünü göstermektedir.

Bu yeni yönelim, konjonktürel bir dış politika tercihi olmanın çok daha ötesinde, binlerce yıllık Türk devlet felsefesinin modern uluslararası ilişkiler sahnesinde yeniden yorumlanması ve tezahür etmesi anlamına geliyor.

Tarihi sürekliliğin jeopolitik realizme evrilişi

Türkistan, Türk milletinin yalnızca fiziki olarak tarih sahnesine çıktığı yer değil; nizam-ı alem fikrinin, törenin ve devlet düzeninin bir dünya nizamı olarak kodlandığı ana vatandır. Dolayısıyla Türkiye'nin yüzünü yeniden Türkistan'a dönmesi, nostaljik bir geçmiş özleminden veya rüya merkezli bir romantizmden ibaret değildir. Aslında karşımızdaki tablo, tarihi sürekliliğin rasyonel ve kaçınılmaz bir........

© Açık Görüş