Çocuklar için yeni bir dijital mimari
Güzellik, cinsiyet, beden algısı, dinî değerler, devlet ve vatan sevgisi, başarı, tüketim, şöhret, değerler dünyası ve hayat tarzı gibi kavramlar da dijital platformların inşa ettiği anlayış, kavramsallaştırma, çerçeveleme ve isimlendirme biçimleri üzerinden sürekli tekrar yoluyla normalleştirilebiliyor. Böylece yalnızca tüketim alışkanlıkları değil; bir bilinç, kimlik, değer ve algı dünyası da inşa ediliyor. Bunun sonucunda kültürel bir bilinç hegemonyası kuruluyor. Bu bilinç ve algı dünyası; neoliberal, kapitalist, hazcı, cinsiyetsiz, kimliksiz ve yurtsuz bir değer dünyasından neşet ediyor.
Dr. Muhammed Ersin Toy / Yazar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan hanımefendi, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu marjında düzenlenen "Görünmeyen Mimari: Çocuklar için Güvenli Dijital Sistemler İnşa Etmek-Uluslararası Standartların ve Ortak Sorumluluğun Geliştirilmesi" başlıklı etkinlikte çocukların dijital dünyadaki güvenliğine ilişkin önemli mesajlar verdi. Bu mesajlar, Türkiye'nin çocukların dijital güvenliğine ilişkin yol haritası olarak da okunabilir.
Çocukların zihinlerine ve dikkatlerine göz konulmuş, kullanıcı profiline indirgenmiş bir hedef kitleye dönüştüğüne dikkati çeken Erdoğan, ekran süresini sınırlamanın basit bir irade meselesine indirgenemeyeceğini, devasa algoritma mimarisi karşısında dijital okuryazarlık ve ebeveyn kontrolünün tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Sağlıklı bir dijital ekosistem kurulması gerektiğini belirten Erdoğan, güvenliğin sistemlere sonradan eklenen bir özellik değil, tasarımın çıkış noktası olması gerektiğini söyledi. Teknolojinin insanlığın değerlerine yabancı, sınırsız, filtresiz ve görünmez tuzaklarla dolu bir alana dönüşmemesi gerektiğini ifade ederek ortak küresel standartlar, izleme ve raporlama mekanizmaları ile platformların hesap verebilirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Bu yönüyle konuşma, dijital çağda çocukların haklarının ve yüksek yararının korunmasına yönelik kapsamlı bir çocuk hakları manifestosu olarak değerlendirilebilir. Çünkü mesele yalnızca sosyal medyaya giriş yaşı değil; algoritmaların ne göstereceği, verilerin nasıl kullanılacağı ve yapay zekânın çocuğun zihni, mahremiyeti ve güveniyle nasıl bir ilişki kuracağıdır. Bunlar aynı görünmeyen dijital mimarinin parçalarıdır.
Bugün dijital platformlar yalnızca içerik ve iletişim mecraları değil; savaşın, özellikle de bilinç ve psikolojik savaşın ana alanlarından biridir. Çocukların bilinçleri, bellekleri, algıları, kimlikleri ve değerleri de bu mücadelenin parçası olarak biçimlendiriliyor. Dikkatleri ve duyguları ekonomik bir ürüne dönüştürülürken yalnızca çocuklar değil, çocukluk da sömürülüyor; çocukluğa dair kavramlar ve değerler de tahrip ediliyor.
İşte Emine Erdoğan bu konuşmasıyla bu sömürü çarkına, çocukluğun tahribine, zihinsel sömürüye ve işgale karşı topyekûn insanlık olarak "dur" deme çağrısında bulundu. Bu bir manifesto.Çünkü dijital platformlar çocukları yalnızca içerikle karşı karşıya bırakmıyor; sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, sürekli bildirim, kişiselleştirilmiş öneriler ve kullanıcıyı yeniden platforma çağıran tasarımlarla dikkatlerini mümkün olduğunca uzun süre sistem içinde tutmaya çalışıyor. Böylece çocuk, bitmeyen bir içerik ve etkileşim döngüsünün içine çekiliyor. Erdoğan'ın ifadesiyle, "Çocuklar, zihinlerine ve dikkatlerine göz konulmuş, kullanıcı profiline indirgenmiş bir hedef kitleye dönüştürüldüler. Onları ekran başında tutmak isteyen davranış bilimciler, tasarımcılar ve nöro-bilimciler karşısında yapayalnız ve çaresizler."
Bu tespit meselenin merkezini değiştiriyor. Bir tarafta davranış bilimi, psikoloji, tasarım,........
