Algoritmanın iktidarı
Görünürlük yönetimi, temsilin yoğunluğunu belirler; temsilin yoğunluğu ise algısal çerçeveyi üretir. Böylece kültürel içerik yalnızca estetik bir üretim değil, aynı zamanda küresel ölçekte imaj ve norm inşa eden bir mekanizmaya dönüşmektedir.
Dr. Muhammed Ersin Toy/ Yazar
Netflix'in ürettiği her Türk içeriğini akademik ilgim gereği çok yakından takip ediyor ve izliyorum. Fakat bunu Netflix'in reklamını, tanıtımını yapmak için yazmıyorum. Çünkü biz Türklerde şöyle bir durum var: Bir içeriğin kötü ve çarpık olduğundan bahsettiğinizde bu daha da ilgi çekiyor. "Acaba öyle mi?" diye insanlar daha fazla rağbet gösteriyor. Bu yazıyı yazmamın amacı genel bir değerlendirme yapmaktır. Bu yüzden mesele yalnızca bir dizinin içeriği değildir. Mesele, içeriğin dolaşım biçimidir. Mesele, hangi anlatının merkezde tutulduğudur. Mesele, görünürlüğün kim tarafından ve hangi mantıkla dağıtıldığıdır. Toplum bir şekilde dizayn ediliyor. Neyle? Medya ile. Fakat artık o bildiğimiz medya yok.
4. Kol Güç: Klasik medya. Gazeteler, televizyonlar, editörler. 5. Kol Güç: Etki ajanları. Influencer'lar, sosyal medya figürleri, dijital ağ aktörleri. Ve şimdi sistem 6. Kol'a kendini bırakmış durumda. 6. Kol Nedir? Kol, medyanın algoritmasıdır. Platform mimarisidir. Neyin görünüp neyin görünmeyeceğinin, neyin trend olup neyin geri plana itileceğinin belirlenmesidir. Artık mesele içerik üretmek değildir. Mesele görünürlük üretmektir. Çünkü: Görünür olan norm olur. Tekrar edilen meşrulaşır. Öne çıkarılan doğal kabul edilir. Netflix bugün bir yayıncıdan çok bir eşik bekçisidir. Ancak bu eşik bekçiliği klasik editörlük değildir. Bu, kod üzerinden yapılan bir eşik bekçiliğidir. Algoritma üzerinden yapılan bir seçiciliktir. Netflix yalnızca bir eğlence platformu değildir. Belirli ilişki biçimlerini tekrar eden, belirli değerleri dramatik merkezde tutan ve bir yaşam tarzını normalleştiren bir kültürel dağıtım mekanizmasıdır. Bunu doğrudan ideolojik sloganlarla yapmaz. Fakat hangi yaşam biçimlerinin sürekli görünür olacağını tasarlayarak yapar. Netflix algoritma kurar. Trend belirler. Görünürlük dağıtır. Kültürel kodları tekrar tekrar öne çıkarır. Bu tekrar sıradan değildir. Çünkü tekrar kültürel hafıza üretir. Hafıza norm üretir. 6. Kol tam olarak budur: Söylemi değil, söylemin dolaşım ortamını kontrol eden güç. Netflix'in Türkiye içeriklerinde bu 6. Kol'u açık biçimde görmek mümkündür. Sürekli ihanet, aldatma, zina, yalan ve değer aşınması dramatik merkezde tutulur. Bu tekrar yalnızca bir tercih değil; bir yönelim üretir.
Masumiyet Müzesi: Arzunun pornografikleştirilmesi
Masumiyet Müzesi, görünürde bir aşk hikâyesidir. Ancak anlatının derin yapısında romantizmden çok arzunun merkezileştirilmesi vardır. Dizi 1970'lerin İstanbul'unda geçer. Kemal elit, zengin, yurtdışında eğitim almış bir Beyaz Türk'tür. Sınıfsal olarak üst tabakayı temsil eder. Evleneceği kişi de kendisi gibi aynı kültürel çevreden gelen Sibel'dir. Fakat Kemal, 18 yaşındaki Füsun'la karşılaşır. Füsun alt sınıfa mensup, muhafazakâr bir aileden gelen genç bir kasiyerdir. Sınıfsal karşıtlık dramatik gerilim üretir. Füsun'un gençliği ve bedeni anlatının ilk kıvılcımını oluşturur. Bir ay sonra evlenecek olan bir adamın, nişanlı olduğu halde başka bir kadınla ilişkiye girmesi hikâyenin merkezine yerleştirilir. Bu yalnız bir duygusal bağ değildir. Arzu doğrudan sahneye sürülür. Arzu hikâyeyi taşıyan temel unsura dönüştürülür. Arzu, pornografikleştirilir. Kemal'in nişanlanmasından sonra Füsun aşık olduğunu fark eder ve krize girer. Ailesi meseleyi evlilikle bastırmaya çalışır. Bu refleks muhafazakâr dünyanın çözüm biçimi gibi kodlanır. Füsun istemediği biriyle evlendirilir. Ancak anlatı burada bitmez. Füsun evli olmasına rağmen Kemal'le görüşmeye devam eder. Sekiz yıl boyunca süren bu yakınlık dramatize edilir. Koca durumu bilmektedir; maddi çıkar üzerinden bu durumu tolere eder. Böylece sadakat ekonomik pazarlığa indirgenir. Ahlaki sınır çözülür. Takıntı derinlik gibi sunulur. Saplantı aşk gibi gösterilir. Sadakatsizlik trajik estetiğe dönüştürülür. Kemal'in sekiz yıl boyunca Füsun'a ait eşyaları obsesif biçimde toplaması ve bunu "Masumiyet Müzesi" olarak adlandırması, saplantının romantize edilmesidir. Masumiyet artık saflık değil; pornografik arzunun ardından kalan nesnelerdir. Burada pornografikleştirme yalnız çıplaklık değildir. Pornografikleştirme, arzunun sürekli merkezde tutulmasıdır.........
