menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bizim gibi görünmek şartıyla herkes farklı olabilir

8 0
28.07.2026

Boğaziçi'ndeki çeşitlilikten rahatsız olmanın altında yatan temel mesele aslında yine aynıdır: Türkiye'nin yalnızca belirli bir kesime benzememesidir. Bu ”şartlı çoğulculuk” anlayışını tek cümlede şöyle özetlemek mümkündür: Herkes farklı olabilir; bizim gibi görünmek ve bizim gibi düşünmek şartıyla.

Dr. Emre Turku/ Akademisyen, Yazar

Tijen Mergen adlı bir iş insanı, geçenlerde Boğaziçi Üniversitesi'nin mezuniyet haftası dolayısıyla kampüse gittikten sonra gözlemlerini sosyal medya hesabından paylaşmış. Mergen'in bu paylaşımı ise gündeme düştü ve ciddi tepkilerle karşılaştı. Çünkü paylaşımındaki ifadeler, akla hemen Türkiye'de kendisini çağdaş, özgürlükçü ve çoğulcu olarak tanımlayan belirli bir kesimin farklılıklar karşısındaki gerçek tutumunu getirdi.

Mergen, mezuniyet haftasına ilişkin gözlemlerini aktarırken Boğaziçi'nin artık Türkiye'nin küçük bir yansıması hâline geldiğini; her kesimden ve her yaşam tarzından ailenin çocuklarının mezuniyet heyecanını paylaşmak üzere kampüse geldiğini belirtiyor. Bu cümleleri okurken ilk anda Mergen'in Boğaziçi'nin toplumsal çeşitliliğinden memnun olduğu düşünülebilir. Fakat hiç de öyle olmadığını şu ifadelerle gösteriyor: "Çarşaflı öğrenciler, anneler, takke takan babalar, yıllarca emek verip o gurur gününü yaşamaya gelen binlerce insan... Türkiye'nin önde gelen bilim yuvasında daha çağdaş bir portre görmek isterdim. Yıllar içinde Türkiye'deki değişimin aynen üniversitemde de olduğunu içim burkuk seyrettim."

Türkiye'nin küçük bir yansıması hoşuna gitmemiş

Demek ki Boğaziçi'nin Türkiye'nin küçük bir yansıması hâline gelmesi, farklı kesimlerden insanların üniversitede bulunması ve ailelerin çocuklarının mezuniyet sevincini paylaşması Mergen açısından olumlu karşılanacak bir durum değildir. Onun için çeşitliliğin bazı unsurları üniversitenin "çağdaş portresini" bozmaktadır. Çarşaflı öğrenciler, anneler ve takke takan babalar, mezuniyet sevincini paylaşan insanlar makro düzeyde Türkiye'nin, mikro düzeyde ise Boğaziçi'nin hiç de "çağdaş" olmayan bir istikamette değiştiğini gösteren işaretler olarak sıralanmaktadır.

Burada sorulması gereken bir kez daha şudur: Bir üniversitenin, bilim yuvasının çağdaşlığını öğrencilerin ve ailelerinin kıyafetleri mi belirlemektedir? Çarşaflı bir öğrencinin Boğaziçi'nde eğitim görmesi üniversitenin bilimsel kalitesini nasıl düşürebilir? Takke takan bir babanın çocuğunun Boğaziçi'nden mezun olması, bu üniversitenin çağdaşlığına gölge mi düşürür? Öğrencilerin ve ailelerinin görünüşlerinden, kıyafetlerinden hareketle üniversitenin çağdaşlığını sorgulamak tamamen önyargılarla ilgilidir.

Boğaziçi'nin "çağdaş........

© Açık Görüş