menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çürüme

8 0
19.12.2025

Ancak bir kere yaşayacağımız ve ne zaman, nasıl, nerede biteceğini bilmediğimiz bir ömür var. O ömrü doğduğumuz, doyduğumuz, olmaya, yetmeye, yakışmaya çalıştığımız ve adına “ülke, vatan, memleket, yurt” dediğimiz, dünyanın en güzel coğrafyasında sürdürüyoruz. O coğrafya ki, benzersiz doğal yapısını, akıl almaz bir tarih yolculuğuyla dokumuş, sayısız taç ve taht hükümranlığının ardından Türkiye Cumhuriyeti kimliğine kavuşmuştur. Bu kavuşma, İnsanlık Tarihinin gerçek mucizelerinden biridir. “Mucize” sözcüğü boşuna değildir, çünkü insanlığı onurlandıran ve geleceğe taşıyan her devrim birer insanlık mucizesidir. Türkiye Cumhuriyeti evrensel aydınlanma değerlerinden esinlenerek temel atmış, çağdaşlık, demokratlık, hukuk ve laiklik kolonları üstünde yükselmiş, “kesintisiz devrim” öngörüsünü ve ödevini gelecek kuşaklara emanet etmiş bir devrimdir. Bu özet, kurtuluştan kuruluşa bir var oluş ve aydınlanma devriminin; karşıdevrimci tutum ve uygulamalarına karşı direnme mücadelesinin de özetidir.

Baskıyı kadere çeviren kul, ümmet, tebaa, reaya, saray malı memalik dayatması ve mutlak kabulünden, özgür birey, yurttaş, vatandaş, toplum, ulus ve ülke karakterine dönmek; dil, din, cinsiyet, milliyet çeşitliliğini adı Türkiye Cumhuriyeti olan ortak bir paydaya, şenliğe ve zenginliğe evirmek, elbette bu satırları yazmak kadar kolay olamazdı, olmadı da. Taht ve taç artıklarına, feodalizmin kahrolası ağalarına, her cins ve renkten mütegallibe soysuzlarına, farklılıkları düşmanlığa ve katliama dönüştürme provokatörlerine, ateşin ve ihanetin beslemelerine, çıktığı yumurtayı beğenmeyen kimliksizlere, cehaletin ve........

© 9 Eylül Gazetesi