Kapitalizmin yarattığı Kültürel ve İdeolojik Hegemonyaya karşı çıkmaksızın Venezuela olayını kavramak olası mı?
ABD ordusu önce Venezuela'nın başkenti Karakas'ı bombaladı. Venezuela hükümetinden yapılan ilk açıklamada olay, "ABD'nin bir saldırısı" olarak nitelendirildive ABD'nin hedefinin "Venezuela petrolü ve mineralleri" olduğu belirtildi. Saldırılar üzerine ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan edildi.
Son olarak da Venezuela lideri Nicolas Maduro'yu "çete lideri" olarak tanımlandı ve yargılanmak amacıyla ABD’ye getirildi.
ABD’nin uluslararası hukuka aykırı davranışı ise uygar geçinen Avrupa’daki yöneticiler tarafından olumlu karşılandı, örneğinBritanya Başbakanı Starmer: “ABD'nin Venezuela müdahalesine üzülmedik” dedi.
Açıkcası,Trump’ın Maduro’ya uyguladığı yöntem, Britanya’nın yerine geçen finans kapitalizmin şimdiki patronu olan ABD’nin devlet aygıtınıdoğrudan devreye sokmasının, bir başka deyişle kimilerinin yeni emperyalizmin bir gösterisi oldu.
Türkiye’de ise,önce Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Cemil Ertem, X hesabından yaptığı paylaşımda Washington'u suçladı, Venezuela yönetimine destek verdi.
Ertem, "Soykırımcı ABD, Ortadoğu'da katil İsrail'le birlikte yaptığı emperyal haydutluğa Venezuela'ya saldırarak devam ediyor. Venezuela halkının ve Başkan Maduro'nun yanındayız! Bu haydutluk cezasız kalmamalı" ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Trump'ın "Maduro'yu ele geçirdik" açıklamasından kısa süre sonra Cemil Ertem ABD'yi eleştirdiği paylaşımını sildi.
Basınımızdada, sağ ve sol döneklerin dışında ABD’nin Venezuela'ya yönelik Amerikan saldırısını karşı çıkıldığı görüldü..
Ancak ABD’nin Venezuela'ya yönelik Amerikan saldırısının, temelde emperyalizmi yaratan kapitalizmden kaynaklandığını dile getiren yaklaşımlar, basında birkaçı dışında yer almadı.
Kimi parti sözcüleri de, bir yandan sözde ABD’in haydut devlet yaklaşımına karşı çıkarken Maduro’yu suçlayan söylemlerini dile getiriyorlar. Venezuela’da kaynakların küresel merkezlerin denetimi dışında tutulması yaklaşımına karşı emperyalizm saldırısını adeta saklamak istiyorlar.
Emperyalizmi Yaratan Kapitalizm, Kültürel ve İdeolojik Bir Hegemonya mı Kurdu?
Emperyalizmi yaratan kapitalizm, kültürel ve ideolojik bir hegemonyaya sahip. Bu hegemonya Türkiye’de olduğu üzere daha çok egemen sınıfların değerlerine göre işleyen bir düzen kurmuş. Aslında, hegemonik yaklaşım ve araçlarıyla birer toplumsal özne olan emek eksenli diğer sınıfların çıkarlarının da neoliberalizm tarafından gerçekleştirileceğine inandırılmış.
Böylece emekçi sınıfsal, iktidar mücadelesinden vazgeçilerek ya da bu mücadeleye izin verilen sınırlar içerisinde ve hedef doğrultusunda yürütülmesi sağlanmış.Bir "toplumsal özne" yerine , bir "toplumsal nesne" olmayı kabullendirilmiş.
Bu amaçla, çeşitli araçlarla emekçi kesimlerin beyinleri yıkanmış.
Hegemonya sonucu günümüzde Türkiye’deki partilerin büyük bir çoğunluğuda, iktidarlarını sürdürmek ya da iktidara yönelik ekonomi-politik programlarında daha eşitlikçi bir düzenin sermaye akışının başlamasıyla çözülebileceğini savlıyorlar ve işi “serbest piyasa”ya bırakmak eğilimi taşıyorlar.
Aslında dünyada ve ağırlıklı olarak 1980’li yıllardan beri Türkiye’de uygulanan ekonomi-politikalar bu değil miydi? Bu politika bağlamında özelleştirmeler ile devletin piyasa malları üretimi, piyasayı düzenlemede kural koyucu işlevi ve sosyal devletle ilgili kamu hizmetleri gibi başlıca üç müdahale alanından çekilmesi gerçekleştirilmedi mi?
Böylelikle, tekelci sermayeye yeni kar alanları açılmadı mı? Devlet, sosyal niteliğinden........
