menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gıda ihracatını artırmak çiftçinin fakirleşmesini engelledi mi?

12 0
28.06.2026

Ekonomist Doç.Dr.Elif Karaçimen’in “Tarımda Gerileyen Türkiye Gıdada Nasıl İhracatçı Oldu?” adlı çalışmasını öğrenmiş ve daha sonra  ilgili çalışmaya erişmiştim. 

Karaçimen’nin çalışması; Türkiye’nin dışa bağımlı neoliberal politikalarının temelinde Türkiye tarımının ve gıda sanayimizin, eskilerin deyimiyle “Hal-i pür melalini”, Türkçesi “acıklı ve perişan durumu”nu sahneye koyuyor.

Karaçimen’e Göre Gıda İhracatı Nasıl  Artmış ve Bedeli Ne Olmuş ? 

• “Türkiye gıda sanayi, tarımsal hammaddeyi  ithal eden ve bu ürünleri düşük işçilik maliyetleriyle işleyerek  dışa satan bir  özelliğe sahipmiş. Ancak ürettiği artık değer ülkede kalmıyormuş. Artık değere el koyanlar onu büyük ölçüde dışarıya aktarıyorlarmış. Türkiye bu zincirin işleme ve dağıtım halkasında duruyor; bu arada yerli üretim kapasitesi geriliyor ve ülke yabancı üreticiye pazar oluyormuş.

• Cargill, Bunge, Olam, ADM, CP Standard ve BRF gibi Türkiye’nin gıda ve tarım sektöründe etkinlik gösteren çokuluslu şirketler, çoğunlukla sıfırdan yatırım yapmıyorlar, var olan yerli firmaları satın alıyorlarmış. Bu şirketler, işlenmiş ürün üretimi yanı sıra tohum, gübre üretimi, işleme, depolama ve dağıtım gibi tedarik zincirinin her halkasında etkinlik gösteriyorlarmış. Bu durum Türkiye’nin uluslararası işbölümü içindeki konumunu da şekillendiriyormuş.

• Türkiye’nin gıda sektörü büyümesine karşın, yerli sermaye birikimini güçlenmiyormuş. Büyüme, dışarıdan hammadde alıp dışarıya işlenmiş ürün göndererek elde ediliyor; zincirdeki artık değerin  büyük bir kısmı , küresel şirketlerin kasalarında birikiyormuş.

• Özetle Türkiye, küresel gıda zincirinin bir halkası olarak giderek derinleşmekte olan küresel gıda krizi ve gıda güvenliği sorunları içinde, emperyalizme bağımlı, neoliberal modelin elinde tutsak bir ülkeymiş.”

Gıda İhracatı Artarken Tarımın ve Çiftçinin Durum Nedir?(*)

Karaçimen’in görüş ve tespitlerini  paylaşıyorum. 

Yıllardır kaleme aldığım yazılarda  dışa bağımlı neoliberal politikalarla  tarımın ve gıda sektörünün  durumlarını gün ışığına çıkarmaya çalışan tarımcılardan biri olmuştum. Bu kapsamda özellikle tarımın içinde bulunduğu açmazları yinelemekten yarar görüyorum.

• Türkiye’de ekilebilen tarım alanları azalmıştır. 2002 yılında toplam tarım alanı yaklaşık 26,5 - 26,6 milyon hektar düzeyindeydi. 2024 yılı itibarıyla 24 milyon 24 bin hektara gerilemiştir. 2002 yılından bu yana  yüzde 9,6 oranında daralan tarım arazisinde, 2,5 milyon hektardan fazla (yaklaşık Ankara yüz ölçümü kadar) bir kayıp yaşamıştır. Nadas alanları ise 2024 yılında 2 milyon 655 bin hektara düşmüştür.

Ürün temelinde, örneğin buğday ekim alanları 2002 yılında 9,3 milyon hektar iken 2024 üretim sezonunda Türkiye'de buğday ekiliş alanlarının yaklaşık 6,7 ila 7,5 milyon hektara gerilemiş bulunmaktadır .

• Tarım alanlarının........

© 12punto