menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emperyalizm: Zeytinyağı ve basma

24 0
29.07.2026

Bir önceki “Emperyalizm Gıdayı Bir Silah Olarak Nasıl Kullanıyor?”adlı yazımın başlangıcında, Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya emekçi halklarının bir numaralı  düşmanı Dışişleri Bakanı Kissinger’ın, dünya egemenliği konusunda: “Petrolü denetlersen ulusları denetleyebilirsin, gıdayı denetim altına alırsan insanları denetleyebilirsin.” dediğini aktarmıştım.

Kissinger denilen adamın düşüncesinin 1950 yıllarından itibaren Türkiye’de de nasıl yürürlüğe girdiğini yıllar önce 29 Ekim 2010  tarihinde kaleme aldığım “Emperyalizm: Zeytinyağı ve Basma ” yazımla dile getirmiştim.

Okurlarımdan gelen istemler üzerine bu yazıyı yeniden görüşlerinize sunuyorum.

“Emperyalizm :Zeytinyağı ve Basma

Emperyalizm, bir çok aracı kullanır. Bunlardan biri  sosyal-kültürel küreselleş(tir)me) ya da kültür emperyalizmidir. Bu yaklaşımla, merkez ülkelerinin sosyal kültürel yapılarının üçüncü ülkeler için de geçerli olabileceği, bir başka deyişle toplumlar arasındaki kültürel farklılıkların sıfırlaştırılması konusudur. Bu bağlamda, yeme-içme ve eğlence kültüründen müziğe, dile ve davranışlara değin her konuda çağdaşlığın merkez ülkelere benzerlikten geçmesi gerektiği dayatılır. Buna kısaca, McDonald’slaşma kültürü de denilir. 

Kültür Emperyalizminin Tarımsal Kökeni Ne?

İkinci Paylaşım (Dünya) Savaşı sonrası, özellikle  Batı ya da merkez ülkeler ya da onların denetimindeki Tekelci Şirketlerde (TŞ)  bunun tersi de söylenebilir, endüstriyel tarım egemen bir duruma gelmeye başladı. Bu ülkeler, geliştirdikleri yeni teknolojiler ve olağanüstü destekler aracılığıyla gereksinimlerinin çok üstünde tarımsal ürün ve girdi stoklarına ulaştılar. Artık çevre ülkelerinden ucuza kapattıkları tarımsal ürün alınımına da zamanla gereksinimleri kalmadı. Aksine, kendi ürettiklerine pazar bulmaları bir zorunluluk haline geldi. Bu nedenle, çevre ülkelerinin........

© 12punto