Yapay zekâ çağında çocuğunuz hangi mesleği seçmeli?
22 Temmuz’da başlayan üniversite tercih dönemi 10 Ağustos’a kadar devam edecek. Üniversitelerin kampüsleri bugünlerde aday öğrenciler ve aileleriyle dolu. Tanıtım günleri, bölüm sunumları, akademisyenlerle görüşmeler, burslar, ücretler, yurt olanakları, çift anadal imkânları…
Benim için ise bu tercih döneminin ayrı bir özelliği var. Yaklaşık 35 yıl bir devlet üniversitesinde çalışıp emekli olduktan sonra bir vakıf üniversitesine geçtim ve ilk kez tercih döneminde düzenlenen tanıtım etkinliklerini bu kadar yakından gözlemleme fırsatı buldum.
Gençlerin üniversiteleri gezmelerini, tanıtım fuarlarına katılmalarını, okumayı düşündükleri bölümlerin hocalarıyla konuşmalarını ve mümkün olduğunca çok bilgi toplamalarını son derece değerli buluyorum. Sonuçta 17-18 yaşındaki bir insandan, hayatının bundan sonraki bölümünü önemli ölçüde etkileyecek bir kararı birkaç hafta içinde vermesini istiyoruz.
Fakat bu görüşmeler sırasında dikkatimi çeken bir şey oldu.
Adayların ve ailelerinin en çok merak ettiği konu okul ücretlerinden bile önce geliyor:
“Hocam, bu bölümü bitirince iş bulabilir mi(yim)?”
Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünde ders veren bir akademisyen olarak bana bu soru yöneltildiğinde genellikle YBS mezunlarının neden geniş bir çalışma alanına sahip olduklarını anlatıyorum.
Çünkü bugün büyüklüğü ne olursa olsun hemen her işletme güncel teknolojiyi kullanmak zorunda. Şirketlerin web siteleri, müşteri bilgilerini yönettikleri sistemleri, satın alma, üretim, stok, satış ve muhasebe süreçlerini takip ettikleri kurumsal kaynak planlama yazılımları var. Çalışanlarının performanslarını ve kariyer gelişimlerini izledikleri insan kaynakları sistemleri, geçmiş performanslarını ve rakiplerine göre konumlarını analiz ederek üst yönetime karar desteği sağlayan iş zekâsı uygulamaları var.Bu sistemler büyük şirketlerde büyük ölçekli, küçük şirketlerde de küçük ölçekli, ama mutlaka varlar.
Şimdi bütün bunların üzerine yapay zekâ geliyor.
Bir şirket bu sistemleri kendisi geliştirmese bile hangi teknolojiyi satın alacağına karar vermek, onu kendi iş süreçlerine uyarlamak, güncellemek, diğer sistemlerle bütünleştirmek ve elde ettiği verileri yönetim kararlarında kullanmak zorunda.
Dolayısıyla şirketlerin yalnızca teknolojiyi bilen insanlara değil, işletmenin nasıl çalıştığını anlayan ve aynı zamanda teknolojinin işletmede nasıl kullanılacağını bilen insanlara ihtiyacı var. Yönetim Bilişim Sistemlerinin önemli avantajlarından biri tam olarak bu iki alanın kesişiminde bulunması. Biz de derslerimize yapay zekâ uygulamalarını dahil ederek öğrencilerimizi değişen iş dünyasına hazırlamaya çalışıyoruz.
Geçenlerde tanıtım günlerinde karşılaştığım bir genç ise bütün bu anlattıklarımı benim için bir anda bambaşka bir tartışmaya dönüştürdü.
Genellikle adaylar aileleriyle birlikte geliyor. Hatta çoğu zaman soruları öğrenciden önce anne veya baba, bazen de ağabey ya da abla soruyor. O genç ise yalnız gelmişti. YBS okumayı düşündüğünü, bu nedenle YBS bölümü bulunan üniversitelerin stantlarını tek tek dolaştığını ve doğrudan bölüm hocalarıyla konuşmaya çalıştığını söyledi.
Bu kadar bilinçli hareket etmesini takdir ettim.
Sonra o da herkesin sorduğu soruyu sordu:
“Mezun olunca iş bulabilir miyim?”
Ben de yukarıda anlattığım gerekçelerle neden YBS mezunlarına ihtiyaç duyulacağını anlattım.
Sonra hiç duraksamadan o malum soruyu yapıştırdı:
“Peki hocam, öyle diyorsunuz ama yakın zamanda bütün bu işleri yapay zekâ yapacak. Biz ne yapacağız?”
Bir an durdum.Gözlerinde ne cevap verecek bakalım der gibi bir merak vardı ve belli belirsiz gülümsüyordu. Çünkü onun da bildiği genel kanıya göre yapay zeka insanın elinden işini alacak hatta onu köle haline getirecekti.
17-18 yaşındaki bir gencin daha üniversiteye bile başlamadan dört-beş yıl sonra işsiz kalıp kalmayacağını düşünmesi, içinde bulunduğumuz dünyanın sosyoekonomik koşullarının........
