Atatürkçüler, mollalar ve bir garip diplomat
Emekli Büyükelçi Selim Kuneralp, İran’daki rejimi eleştirirken, “Atatürkçü olduklarını iddia edenlerin molla sevgisini anlamakta güçlük çekiyorum” demiş. Babadan hariciyeci Kuneralp’in, Atatürkçülükle ilgili bu korkunç cehaletinin boyutlarını anlamakta da ülkemizin Atatürkçüleri güçlük çekiyorlar.
Bir Atatürkçü, bir Kemalist, bir Cumhuriyetçi, bir Kuvayı Milliyeci olarak maddeler halinde sıralayalım…
Birincisi, Selim Kuneralp, kıdemli bir diplomat. Kariyer diplomatı. Hariciyede uzun yıllar görev almış. Babası Zeki Kuneralp de önemli bir diplomat idi. Önemli başkentlerde Türkiye’yi temsil etmiş, bakanlıkta müsteşarlık yapmıştı. Baba Zeki Kuneralp; Kurtuluş Savaşı’na karşıtlığıyla bilinen, Kuvayı Milliyecilere hakaretler yağdıran, Damat Ferit hükümetlerinde bakanlık yapan gazeteci – yazar Ali Kemal’in (Artin Kemal olarak da bilinir, İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyesidir) oğlu olmasına karşın, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün emriyle, hariciye kariyerine başlayabilmişti. Sınavı kazandığı halde, babası nedeniyle onu bakanlığa almakta tereddüt edenlerin, durumu İsmet Paşa’ya sormaları üzerine, İsmet Paşa, kimsenin babasının yaptıklarından sorumlu tutulamayacağını ve Cumhuriyetin kimseye kin gütmeyeceğini söyleyerek, memuriyete alınmasını sağlamıştı. Bırakınız diğer gerekçeleri, sırf bu nedenle bile Atatürk’ü, Atatürkçülüğü çok iyi bilmesi ve sahiplenmesi gereken Selim Kuneralp, belli ki, Atatürkçülüğün ne antiemperyalist karakterini kavramış ne de herkesin, ama en başta da Türk diplomatlarının (dikkat, Türkiyeli diplomatlar değil) çok iyi bilmesi gereken Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini anlamış.
İkincisi, suçlar, sorumluluklar, hatalar şahsidir, kişiseldir. Bu çok temel bir hukuk kuralı olması yanında çok temel bir ahlaki ilkedir. O nedenle Kuneralp, dedesinin ihanetiyle suçlanamaz. Eleştirilemez. Yargılanamaz. Lakin Selim Kuneralp’in hariciye kariyerinde, dönemin Ankara’daki Avrupa Komisyonu Delegasyonu Başkanı........
