Taklidin yönü mü değişti?
Bir zamanlar Çin otomobil fuarlarında yeni bir model gördüğümüzde yaptığımız şey neredeyse bir oyundu: “Bakalım bunu kimden kopyalamışlar?”Biraz Mercedes, biraz BMW, arkadan Porsche, önden Audi… Logoyu çıkarınca otomobilin hangi Avrupalı modelden “esinlendiğini” bulmak çoğu zaman pek de zor değildi. Çin otomotiv endüstrisinin özellikle 2000’li yıllardaki hızlı yükselişine, tasarım açısından bakıldığında, uzun süre Batılı markaların takipçisi olduğu söylenebilirdi.
Son zamanlarda ise yeni elektrikli otomobillere bakarken kendimi tam tersini düşünürken yakalıyorum. Özellikle BMW’nin yeni elektrikli modellerini ve Neue Klasse ile ortaya koyduğu yeni tasarım dilini gördüğümde aklıma şu soru geliyor: Ben bu otomobili daha önce Çin’de görmedim mi?
Bu yazının derdi BMW’nin ya da başka bir Avrupalı üreticinin Çinli markaları doğrudan kopyalayıp kopyalamadığı değil. Daha geniş bir soruya bakıyor: Elektrikli otomobil çağında kim kimi izliyor, kim kimin tasarım dilini normalleştiriyor? Çünkü otomotiv dünyasında taklidin değilse bile referansın yönü değişiyor olabilir.
Copycat’ten trendsetter’a
Çin otomotiv endüstrisinin geçirdiği dönüşüm olağanüstü hızlı. Bir dönem Avrupa ve Japonya’dan teknoloji transfer eden, ortak girişimlerle otomobil üretmeyi öğrenen ve tasarım konusunda sık sık Batılı markaları taklit etmekle eleştirilen Çin, bugün dünyanın en büyük elektrikli otomobil ekosistemine sahip.
BYD, NIO, XPeng, Zeekr, Li Auto gibi markalar artık yalnızca ucuz alternatifler üretmiyor. Batılı üreticilerin yıllardır sahip olduğu bir ayrıcalığa talip oluyorlar: Otomobilin geleceğinin nasıl görüneceğini tarif etme ayrıcalığına. Üstelik değişen yalnızca pazar payları değil.
Elektrikli otomobille birlikte otomobilin görsel dili de değişti. Büyük radyatör ızgaralarının yerini kapalı ve temiz ön yüzler, karmaşık çizgilerin yerini daha sade yüzeyler, klasik farların yerini ince ışık imzaları almaya başladı. Kapı kolları gövdenin içine girdi. Kokpitlerde düğmeler azaldı, ekranlar büyüdü. Otomobil giderek mekanik bir makineden çok dijital bir ürüne benzemeye başladı. Elbette bunların hiçbirine tek başına “Çin tasarımı” diyemeyiz.
Tesla’nın bu dönüşümdeki etkisini yok sayamayız; aerodinamik gereklilikler de dünyanın farklı yerlerindeki tasarımcıları benzer çözümlere yöneltiyor. Buna rağmen bugün Çin pazarına baktığınızda bu unsurların çok hızlı biçimde bir araya geldiği ve adeta yeni bir EV tasarım grameri........
