menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Faiz indirim vahası ve likidite serabı

7 0
04.07.2026

Küresel piyasalar, uzun süren enflasyon savaşının ardından merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girdiği bir döneme tanıklık ediyor. Bu süreç, yatırımcılar arasında adeta bir kurtuluş coşkusu oluşturmuş durumda. Oysa faiz indirim vahası, tıpkı geçmişte kaleme aldığım ciro sarhoşluğu gibi, yapısal sorunları perdeleyen tehlikeli bir illüzyondan ibaret.

Geçtiğimiz haftalarda bu köşede "Ciro sarhoşluğu ve resesyon diyeti" başlıklı yazımda şirketlerin büyüme hezeyanını ele almıştım. Bugün de makroekonomik düzeyde benzer bir yanılgıyla karşı karşıyayız. Merkez bankalarının faiz indirimleri, piyasalar için kısa vadeli bir moral desteği sunsa da, bu durum likidite serabı olarak kalma riski taşıyor. Zira düşen faizler, verimsiz iş modellerini ayakta tutan ve zombi şirketlerin tasfiyesini geciktiren bir anestezik etkisi yaratabilir.

PİYASALAR NEYİ KUTLUYOR? 

Avrupa Merkez Bankası, haziran ayında gerçekleştirdiği toplantıda gösterge mevduat faizini 25 baz puan düşürerek %4,25 seviyesine çekti. Bu karar, ECB'nin 2019'dan bu yana ilk faiz indirimi olması açısından önemliydi. Ardından İsviçre Merkez Bankası faizi %1,25'e indirdi. İngiltere Merkez Bankası ise indirim sinyalleri vermeye devam ediyor. Fed ise indirim döngüsüyle birlikte politika faiz bandının üst sınırını %4,75'e çekmiş durumda.

Piyasalar bu gelişmeleri coşkuyla karşılıyor. Ancak bu coşkunun ne kadar haklı olduğu tartışmalı. Küresel borçluluk oranları rekor seviyelerde. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Nisan 2026 Küresel Finansal İstikrar Raporu ve IIF verilerine göre, dünya genelinde toplam kamu ve özel borç, küresel GSYH'nin 30'unu aşmış durumda. Bu devasa borç yükü, faizler düşse bile sürdürülebilirlik açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Türkiye özelinde ise tablo daha karmaşık. TCMB, haziran........

© 12punto