menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kemalizm’in düşünsel tarihi

7 0
30.04.2026

“Suyu arayan adam.” Şevket Süreyya Aydemir, kendisini böyle tanımlamıştı. Gerçekten de sıra dışı bir hayat yaşadı.

“Yine hayal âleminde uçuyorum…” diye yazıyordu Ahmet Hamdi Başar hatıralarında; o da Cumhuriyet tarihinin en ilginç karakterlerinden biriydi.

İkisi de 1897’de doğmuş. Abdülhamid’i, Jön Türk Devrimi’ni hatırlarlar. İttihatçıları, Balkan Harbi’ni bilirler. I. Dünya Savaşı’nı ve Kurtuluş Savaşı’nı çok iyi. İkisinin de tercihi eski payitaht İstanbul değil, yeni başkent Ankara olmuş.

Aydemir, Anadolu-Kafkasya-Rusya, coğrafya coğrafya aradığı ve belli ki zaman zaman bulduğunu düşündüğü “suyun” nihayet Ankara’da olduğuna kanaat getirdi. İstanbul’da Darülfünun’da coğrafya okuyan Başar, İstanbul-Ankara arasında daha dar bir alanda, sık ve hızlı adımlar atarak eşlik etti. İkisi de 1930’larda “Türk inkılabının” ideolojisine yön vermeye çalıştılar. İkisi de 1931’de Cumhuriyet Halk Fırkası programına girmiş devletçilik ilkesine özellikle sarıldılar. 

Aydemir, Türkiye’nin Batı gibi sanayileşmemiş olduğunu ve üstelik emperyalistler ile sömürge ülkeler arasındaki çatışmanın temel olduğu bir zamanda bulunulduğunu iddia ediyordu; nihayetinde sınıfsız bir topluma ulaşmayı amaçlayan, devletçiliği merkeze alan otoriter bir kalkınma modeli öneriyordu. Başar için ise devletçilik Türkiye’de burjuvazinin gelişimi için bir araçtı.

Aydemir’in seslendiği Kadro dergisi iktidarın kimi kesimlerinden ilgi gördü. Ama Atatürk, kimi başka kesimlerin telkinleri de eklenince, görüşlerini fazla katı bulduğu Kadro’nun yayınına –derginin sahibi Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu Tiran’a büyükelçi atayarak– son verdirdi. 

Başar, Atatürk’ün 1930’daki meşhur yurt gezisine danışman olarak eşlik etme fırsatı buldu. Tren son istasyona varmadan da trenden indirildi. Pes etmedi. Kadro’nun karşısına Kooperatif dergisiyle çıktı, kitaplar yazdı. Birkaç yıl sonra şansını bir kere daha denedi. Ne var ki çalışmaları hakkındaki düşüncelerini duymak istediği Atatürk’ten işittiği neredeyse tek şey, bir “hayalperest” olduğuydu.

Başar’ın 1943’te basılan Davalarımız’daki görüşleri ayrıca incelenmeyi hak ediyor. Başar, burada Atatürk ilkelerine evrensel bir boyut kazandırmak için sosyalist bir görüşe başvurulması zorunluluğundan söz etti. Devlet ve devletçilik yoluyla haksızlıkların önlenmesi; bütün doğa ve insan gücünden faydalanarak mutlu ve ileri bir millet yaratmak anlamına gelen bir sosyalizmden. Özel mülkiyetin topluma faydası olduğunda ve üretimi arttırdığı görüldüğünde kaldırılmasının düşünülebileceği bir sosyalizmden. Proletarya tarafından değil; idealist, bilinçli ve ileri kültürlü insanlar tarafından kurulacak olan.

Başar, çok sürmeden Demokrat Parti’nin kurucu kadrosunun etrafında göründü. Demokrat Parti’nin ilk Hükümet Programı okunduktan sonra parti adına yapılan ilk konuşmayı da yaptı. Yaşanan değişimi, iktidarın partiler arasında el değiştirmesi değil; “kapıkulu hâkimiyetinden millet hâkimiyetine” geçişi olarak tanımladı alkışlar arasında. 

Düşüncelerinin gerçekleşmesi açısından Demokrat Parti’de umut gören Başar, kısa süre içinde hayal kırıklığı yaşadı ve istifa etti. Aydemir ise aynı umutla, birçoklarının aksine 50’lerin sonlarında, en otoriter döneminde Menderes’e bağlandı. 

İlginçtir, ikisi de 27 Mayıs’ı olumlu gördü. 1960’ların başlarında Aydemir, Yön dergisinde “Türk sosyalizmi”ni; Başar, Barış Dünyası dergisinde, yine Aydemir’in ve bu arada Yön’ün karşısında, iş adamlarıyla gayet yakın ilişki içerisinde, “sosyal-kapitalist” düzenini formüle etmeye çalıştı. 

Emin Türk Eliçin 1906’da Nevşehir-Avanos’ta doğmuş. Bir hocanın oğlu. Bir köylü çocuğu. Yedi yaşında hafız. 21’inde Cumhuriyet ideallerine bağlı bir genç öğretmen. 

Ama çok sürmemiş ilk hayal kırıklığını yaşaması. Bakanlığı bir Cumhuriyet öğretmeni olarak kendi yanında değil, ağanın yanında görmüş. Sonrası Nazım Hikmet’le Resim Ay, Türk Dil Kurumu’nda memurluk, Almanya’da bir süre eğitim, Sabahattin Ali ile Ankara Devlet Konservatuarı’nda bir çeşit çevirmenlik, şehir şehir iş kovalama … görevden alınmalar, yargılamalar…

Eliçin’in 1964 yılında bir yazı dizisi başlattığı dönemde dünyada sola bir meyil vardı. 1961 Anayasası da görece özgür bir siyasi atmosfer........

© 12punto