Karttan konuta borç kıskacı: Türkiye'de geçim artık kredili
Türkiye’de bireysel borçlanma artık bir tercih ya da refah göstergesi değil; artan yaşam maliyetleri karşısında hanehalklarının ayakta kalma mücadelesinin zorunlu bir parçası. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin Kasım 2025 Aylık Bülteni, borcun konut ve yatırım gibi uzun vadeli hedeflerden koparak kredi kartları, kredili mevduat hesapları ve ihtiyaç kredileri üzerinden gündelik hayatın finansmanına dönüştüğünü açık biçimde ortaya koyuyor.
Ücretlerin enflasyon karşısında hızla eridiği bu dönemde borç, tüketimi genişleten bir araç olmaktan çıkmış; geçimi sürdürebilmenin temel dayanağı haline gelmiş durumda. Veriler, bireysel kredilerdeki artışın teknik bir büyümeden ibaret olmadığını, hanehalklarının gelir kaybı ve derinleşen geçim baskısı altında borçlanmaya itildiğini gösterirken; konut ve taşıt kredilerindeki durağanlık ise uzun vadeli yatırım yapma kapasitesinin ciddi biçimde zayıfladığını ortaya koyuyor.
BORÇ HER YERDE: Bireysel Kredi Toplumsallaşıyor
Risk Merkezi verileri, bireysel borçlanmanın artık sınırlı bir kesimin tercihi olmaktan çıktığını; toplumun geniş kesimleri için gündelik hayatın olağan bir parçasına dönüştüğünü gösteriyor. Kasım 2024’te 3 trilyon 805 milyar TL olan bireysel kredi bakiyesi, Kasım 2025 itibarıyla 5 trilyon 671 milyar TL’ye yükselmiş durumda. Yıllık bazda I’a ulaşan bu artış, borçlanmadaki genişlemenin yalnızca niceliksel değil, aynı zamanda toplumsal bir nitelik kazandığını ortaya koyuyor.
Bireysel kredi kullanan kişi sayısının bir yılda 41,7 milyondan 43,6 milyona yükselmesi, borcun istisnai bir finansman aracı olmaktan çıkarak neredeyse norm haline geldiğini gösteriyor. Artış oranı görece sınırlı görünse de, ulaşılan düzey borçlanmanın hanehalkları için kaçınılmaz bir gerçekliğe dönüştüğüne işaret ediyor.
Kişi başına düşen ortalama borç tutarı ise aynı dönemde 91 bin 246 TL’den 130 bin 16 TL’ye yükseldi. Yaklaşık B,5’lik bu artış, borç yükünün derinleştiğini gösterirken; tutarın güncel asgari ücretle karşılaştırıldığında 4,5 asgari ücreti aşması, hanehalklarının gelirleriyle borçları arasındaki makasın ne denli açıldığını ortaya koyuyor. Ortalama borcun sınırlı artışı, yüksek tutarlı borçlanmalardan ziyade küçük ama sürekli borçlarla ayakta kalınmaya çalışıldığını düşündürüyor. Borç hem yaygınlaşıyor hem de kalıcı hale geliyor.
İl bazlı dağılımda İstanbul açık ara ilk sırada yer alırken; Ankara ve İzmir onu izliyor. Bursa, Antalya, Kocaeli, Adana, Mersin, Konya ve Gaziantep gibi sanayi, turizm ve hizmet sektörlerinin yoğun olduğu illerin üst sıralarda bulunması, ücretli emeğin yoğunlaştığı bölgelerde borçlanma baskısının daha görünür hale geldiğini gösteriyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde toplam bakiye görece düşük kalsa da, kredi kullanan kişi sayısındaki artışın Türkiye ortalamasına yaklaşması, borçlanmanın coğrafi olarak da tabana yayıldığını ortaya koyuyor. Gelir düzeyi ne olursa olsun, borçlanmanın neredeyse zorunlu hale geldiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
BİREYSEL KREDİ KARTLARI: Geçim Aracına Dönüşen Borç
Bireysel borçlanma içinde en hızlı büyüyen ve en kırılgan alanı kredi kartları oluşturuyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verileri, kredi kartlarının artık taksitli tüketimi kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkarak, hanehalkları için doğrudan geçim aracı haline geldiğini gösteriyor. Kasım 2024’te 1 trilyon 805 milyar TL olan bireysel kredi kartı borcu, Kasım 2025 itibarıyla 2 trilyon 828 milyar TL’ye yükselmiş durumda. Yıllık V,6’lık artış, bu kalemdeki büyümenin enflasyonun çok üzerinde gerçekleştiğine işaret ediyor.
Kredi kartı kullanan kişi sayısı aynı dönemde 38,5 milyondan 40,7 milyona çıktı. Artış oranı sınırlı görünse de, ulaşılan düzey kredi kartlarının toplumun neredeyse tamamını kapsayan bir borçlanma biçimine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Asıl dikkat çekici olan ise kişi başına düşen ortalama borç tutarındaki sıçrama. Ortalama kredi kartı borcu bir yılda 46 bin 835 TL’den 69 bin 555 TL’ye yükseldi. Bu artış, kredi kartlarının ağırlıklı olarak zorunlu ve günlük harcamalar için kullanıldığını düşündürüyor.
Limit kullanım oranlarındaki yükseliş, hanelerin mevcut gelirleriyle harcamalarını dengeleyemediğinin en açık göstergelerinden biri. Kredi kartları artık geleceğe dönük bir tüketim tercihini değil, bugünü kurtarmaya yönelik bir borçlanma biçimini temsil ediyor. Asgari ödeme döngüsüne sıkışan........
