menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürk'ün adı var ruhu yok

14 0
30.07.2026

Türkiye'de yeni bir parti kurmak son derece kolay.

İçişleri Bakanlığı'na verilen bir dilekçe ile meseleyi çözebiliyorsunuz.

Asıl zor olan, gerçekten güçlü bir siyasi anlayış ortaya koyabilmek.

Kılıçdaroğlu döneminde CHP'nin bünyesinde şekillenen siyasi çizgi, bugün "Yeni Parti" adıyla başka bir adrese taşınmış görünüyor.

Değişen yalnızca tabela.

Programı okuduğunuzda karşınıza çıkan siyasi akıl ise büyük ölçüde aynı.

Bu nedenle Yeni Parti'nin programı, yalnızca yeni bir siyasi hareketin yol haritası değil; CHP'nin son yıllarda geçirdiği ideolojik dönüşümün de adeta manifestosu niteliğinde.

Programın en dikkat çekici tarafı ise kendi içinde taşıdığı fikrî gerilim.

Bir tarafta Atatürk...

Diğer tarafta Atatürk'ün kurduğu devlet anlayışıyla zinhar bağdaştırılamayacak maddeler.

Tartışılması gereken asıl mesele tam olarak burada başlıyor.

Programın giriş bölümünde Atatürk'e, Cumhuriyet'in kurucu felsefesine, Altı Ok'a ve ulusal egemenliğe güçlü göndermeler yapılıyor. İlk sayfaları okuyan herkes, Cumhuriyet'in temel değerlerini esas alan bir siyasi metinle karşı karşıya olduğunu düşünebilir.

Fakat ilerledikçe kullanılan dil değişiyor.

Karşımıza bu kez "eşit vatandaşlık", "Kürt meselesinin demokratik çözümü", "yerinden yönetimin güçlendirilmesi", Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve kimlik siyasetine yaslanan yeni bir terminoloji çıkıyor.

Sorun yalnızca bu kavramların kullanılması değil.

Sorun, bu kavramların Cumhuriyet'in kurucu diliyle nasıl bir ilişki kurduğunda.

Bir siyasi programın gerçek kimliğinin, önsözünde yazılanlardan çok metnin içinde tercih edilen kavramlarla ortaya çıktığını biliyoruz.

Bu tür metinlerde kelimeler tesadüfen seçilmez; kılı kırk........

© 12punto