Platform kapitalizmini okumak: YouTube yaratıcı emeğin gelirini neden GÜM’letiyor?
Uzun süredir dijital emek, platform kapitalizmi ve algoritmik yönetişim üzerine çalışan literatürü takip ediyorum. Bu literatürün en temel iddialarından biri şudur: Dijital platformlar, üretim araçlarını merkezileştirerek emeği parçalar, görünmezleştirir ve giderek daha güvencesiz hale getirir. Bugün YouTube etrafında yaşanan tartışmalar, bu teorik çerçevenin soyut bir analiz olmadığını tersine, doğrudan gündelik hayatın içine yerleşmiş somut bir gerçeklik olduğunu gösteriyor.
Platformlardaki “dijital kiracılar” olan yaratıcı emek sahibi içerik üreticilerinin durumu kısaca şudur:
Siz evleri döşüyorsunuz.
İzleyicileri getiriyorsunuz.
İçerikleri üretiyorsunuz.
Ama aslında evin sahibi tek bir kişi (şirket).
“Artık o çok az olan gelir akışını da istediğim kadar ve istediğim zaman keserim, hesap da soramazsın gidecek başka bir yerin de yok biliyorum” diyebiliyor.
Platformları var eden binlerce bağımsız içerik üreticisinin yaşadığı demonetizasyon dalgası, platform kapitalizminin işleyiş mantığını açık biçimde ortaya koyuyor. İçerik üreticilerinin gelirlerinin kesilmesi, buna rağmen videolar üzerinde reklam gösteriminin devam etmesi, itiraz mekanizmalarının şeffaf olmaması ve bir kanala uygulanan yaptırımların üreticinin diğer kanallarına da yayılması yeni teknoloji burjuvazisinin hesap sorulamaz ve denetlenemez başına buyrukluğunun yansıması.
Bu noktada temel bir soruyu sormak gerekiyor: Üretim devam ederken gelirin kesilmesi nasıl mümkün oluyor? Bu sorunun yanıtı, dijital platformların özgün yapısında yatıyor. YouTube gibi platformlar yalnızca bir aracı değil; aynı zamanda üretimin koşullarını belirleyen, dağıtımı kontrol eden ve nihayetinde değerin nasıl paylaşılacağına karar veren küresel altyapı şirketleridir. Başka bir ifadeyle, içerik üreticileri emek sürecinin doğrudan taşıyıcısı olsa da bu emeğin ekonomik karşılığı üzerinde........
