Kamuda yapay zekâ: Hız mı, güven mi?
Daha önce bu köşede yapay zekâ tartışmasının yalnızca teknoloji yarışı olmadığını, asıl meselenin güven, yönetişim ve kamusal sorumluluk olduğunu yazmıştım. Avrupa’daki düzenleme dalgasından, özellikle Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası ile birlikte devletlerin artık “önce yap, sonra düşün” dönemini kapattığından söz etmiştim. Yapay zekâ kamuda hızla yayılıyor ama devlet söz konusu olduğunda hızdan önce güven gelir demiştim.
Bu hafta elime geçen SAS etkinliği kapsamında paylaşılan değerlendirmeler, aslında o yazının devamı niteliğinde. 2026’ya girerken kamu kurumlarında yapay zekâ yatırımları artıyor. Üretken yapay zekâ çözümleri, otomasyon sistemleri, hatta kendi başına karar alabilen yazılım “ajanları” sahaya iniyor. Fakat aynı hızda büyümeyen bir alan var: güvenilirlik altyapısı.
Kamu için mesele artık “daha fazla yapay zekâ” değil. Daha şeffaf, daha denetlenebilir ve daha hesap verebilir yapay zekâ. Çünkü devletin verdiği karar bir kredi kartı limitinden ibaret değil; sosyal yardım, vergi denetimi, sağlık gözetimi gibi doğrudan hayatı etkileyen başlıklar söz konusu.
RAG Nedir, Neden Önemli?
Etkinlikte sık geçen kavramlardan biri RAG’di. Açılımı teknik: “Retrieval Augmented........
