menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bozcaada Notları 2

14 0
27.07.2026

Siz ilk Ada Notları’nı okurken ben ikincisini yazmaya başlamıştım bile.

Ada bu.

Az ama öz.

Sade ama etkisi çok.

Gençler bu işi biliyor.

“Madem yazı adada geçiriyorsun, hem çalışıp hem tatil yapıyorsun; bunu bir ada serisine dönüştür.” dediler.

İyi ki de demişler.

Bakalım bu küçücük adadan kaç yazı daha çıkacak…

Beş mi, altı mı, yedi mi?

Genç, yaşlı, CEO, öğrenci, ünlü, ünsüz…

Hepimiz yaşadıklarımız ve yaptıklarımızla bir iz bırakma peşindeyiz.

Ama her gün dünyaya kötü izler bırakan insanların yaptıklarını okuyup, izleyerek “Ya sabır…” diyoruz.

‘Ada insanı’ diye bir şey var.

Kolaya değil, zorluğa katlanmaktan kaçmayan; yeni fikirlere açık, yeni öğrendiği bir şeyin peşine tutkuyla düşen ve bütün bunları yapmak için adayı seçmiş insanlar…

Bazen bir girişimci, bazen bir sanatçı, bazen bir müzisyen, bazen bir film yapımcısı, bazen de patron ya da yönetici.

Adada tanıştığım insanların ortak bir özelliği var.

Bırakmak istedikleri izi üreterek bırakıyorlar.

Doğanın içindeki küçük evinde tatil yapmaktan çok;

“Nasıl daha iyi bağ yaparım?”

“Nasıl daha iyi resimler üretirim?”

“İşimi ve ekibimi nasıl daha iyi yönetirim?”

“Ada için nasıl fayda yaratırım?”

“Nasıl daha iyi yemekler çıkarırım?”

“Nasıl daha iyi kitap yazarım?” diye düşünüyor.

Bazı arkadaşlarım bağ budama döneminde günlerce denize gitmeyi unutuyor.

Bazıları ise sabah balık halindeki dükkânında restoranların sipariş ettiği balık ve karidesleri hazırlıyor.

Akşam olduğunda beyaz keten gömleğini giyip eşiyle birlikte eline şarabını alıyor ve caz festivalinin yolunu tutuyor.

Bir gün öğreniyorsunuz ki sizden yalnızca bir kilometre ötede yaşayan komşunuz, İsviçre’nin en önemli korno sanatçılarından........

© 10 Haber