Bugün de aşkı gözaltına aldım… Ama tutuklamadım!
İtalyan toplumbilimci ve gazeteci Francesco Alberoni (1929-2023), Âşık Olmak, (Falling in Love) adlı kitabında, aşkın kimyasını, nasıl ve niye doğduğunu soruşturur. Aşkı ani bir ruhsal patlama ve toplumsal hareketlerin mikro bir örneği olarak incelemiş biri.
Aşk profesörü olarak da adlandırılan Alberoni, “Eğer biri sahip olduklarından ya da kendisinden memnunsa âşık olamaz. Âşık olma deneyimi, bunalımdan, gündelik yaşamda değerli bir şey bulamamaktan kaynaklanır.” der.
Acaba gerçekten böyle mi? Sahip olduklarından dolayı mutlu olması gereken zenginlerin, ünlülerin, bu durumda âşık olamamaları gerekiyor. Belki de olmuyorlardır, rol kesiyorlardır.
Ama âşık oluyorlarsa da yeni bir şeye daha sahip olma duygusu olarak adlandırılmalı bu.
Peki Alberoni’nin ikinci cümlesine ne diyeceğiz?
Bu durumda, ülkemizde yaşayan hemen herkesin ‘Aşk mı kaldı? Aşk öldü artık’ demesi bunalımları aştıklarını ve yaşamlarında değerli şeyler bulduklarını mı gösteriyor!
Âşık olanlar, zaten bunalımdaysa yeni bir bunalıma ve........
