menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Beyin menümü tatmak ister misiniz?

6 0
11.02.2026

Bir vakitler, çalıştığım reklam ajansındaki yazarlardan birine vefat ilanı metni yazmasını istemişlerdi.

Acildi iş. Adam koridorda bir aşağı bir yukarı dolaşıyordu. Aradan birkaç saat geçmişti.

Müşteri temsilcilerinden biri gelip metni istedi. O da hazır değil, düşünüyorum dedi.

Yani, neyi düşünüyorsa artık. İşten çıkarıldı tabii.

Oysa yapacağı şey basitti. Gazetelerdeki ilanlara hızla bakıp şablon çıkaracak ve isimleri sıralayıp, ne zaman, nerede, ne olacağıyla bitirip dileklerini yazacaktı. Şimdi bu, şablonlarla ilgili.

Bu tür şeyler için yaratıcılık gerekmez. Sıfırdan bir konuyu aydınlığa kavuşturmak, haber iletmek… Yorum yapmak içinse başka nitelikler gerekir. O da şablonlardan çıkmaz.

Ben bir haberin, yorumun, yazının arkasındaki emeği, çabayı, hevesi, araştırmayı, olaya ve konuya yaklaşımı, yeni bir bakış açısı kazandırma örneklerini gördükçe motive oluyorum.

‘Düğmeye basıyorum’.

Yabancılar bu konuda daha şanslı. Gündemleri bizdeki kadar ağır değil. Araştırmaya, yazmaya vakitleri var.

Yurt dışından yazan yazarlarımız da öyleler. Üzerlerinde yumurta küfesi yok. Benim neyim eksik.

Bu günlerde 100. Yıl’ını kutlayan, belgeseli yayımlanan The New Yorker’a uzanalım.

Adamlar nelerle uğraşıyorlar şu aralar?

Mesela bir tüp bebek olayı var. Konu, Los Angeles’taki gizemli bir malikanede tutulan bebeklerle ilgili. Varlıklı bir çift, taşıyıcı annelik yoluyla düzinelerce bebek sahibi olmuş. Bir klan mı oluşturma amaçları vardı acaba bunların, yoksa bu da bir koleksiyon mu? Ne olursa olsun tuhaf.

Bu aşırı zenginlerin tatminsizlik........

© 10 Haber