Türkiye’nin Uzun Vadeli, Sürdürülebilir Bir “Neşelendirme” Stratejisine İhtiyacı Var
Türkiye’nin pek çok stratejisi var. Enerji stratejisi, sanayi stratejisi, ihracat stratejisi, dijital dönüşüm stratejisi, savunma stratejisi…
Bence acilen bir tane daha gerekiyor: Uzun vadeli, sürdürülebilir bir “neşelendirme ve güldürme” stratejisi.
Çünkü toplum olarak yüzümüz biraz fazla asık.
Siyasetçiler gülmüyor. İş insanları kan ağlıyor. Gençler tebessümü unutmuş. Kadınlar erkeklerden, erkekler kadınlardan şikâyetçi. Emekliler geçinemiyor, çalışanlar emekli olamıyor. Emekli olanların bir kısmı da evde sıkılıp yeniden çalışıyor.
Herkesin haklı bir derdi var.
Ama bu kadar haklı insanın arasında insan biraz da haksız yere gülebilmeli.
Bir sofraya oturuyoruz, daha mezeler gelmeden memleketi kurtarmaya başlıyoruz. Ekonomide herkes merkez bankası başkanı, dış politikada büyükelçi, futbolda teknik direktör. Hele masada birkaç iş insanı varsa işiniz zor: faiz, kur, Çin, Trump, vergiler, finansmana erişim…
Garson geliyor:
“Tatlı ister misiniz?”
“Bu ortamda tatlı mı yenir kardeşim?”
Yenir. Hatta tam da bu ortamda yenir.
Çünkü dünya bizim suratımızın asık olup olmadığına pek aldırmadan dönüyor.
Ben de yıllarca ciddi işlerle uğraştım. Diplomasi, enerji, jeopolitik, yatırımlar, hükümetler, uluslararası kuruluşlar, büyük şirketler… Kalın raporlar okudum, daha kalınlarını yazdım. Saatler süren toplantılarda dünyanın nereye gittiğini tartıştık.
Şimdi geriye bakıyorum: Dünya bizim toplantılardan habersiz gayet güzel dönmüş.
Demek ki biraz abartmışız.
Kurumsal hayatta zaten ciddiyet başlı başına bir performans sanatı. Bazı toplantılara giriyorsunuz,........
