menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ege ve Doğu Akdeniz’de Sessiz, Akıllı Ama Caydırıcı Karşılık Şart

19 14
28.12.2025

Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşananları yalnızca deniz manevraları, karşılıklı NAVTEX ilanları, sert açıklamalar ya da Ankara’ya karşı kurulan geçici ittifaklar üzerinden okumak yanıltıcıdır. Bu coğrafyayı yıllar boyunca hem sahada, hem müzakere masalarında, hem de uluslararası platformlarda gözlemlemiş biri olarak şunu net söyleyebilirim: Belirleyici mücadele silahlarla değil; algılarla, sabırla ve siyasal iradeyle yürütülüyor.

Mesele Türkiye’nin saldırgan mı savunmada mı olduğu değildir. Asıl mesele, meşru menfaatleri en etkili araçlarla savunurken caydırıcılığı koruyabilmek ve bunu yaparken haklı konumu diplomatik zafiyete dönüştürmemektir.

Kıbrıs merkezli gelişmelerden Ege’de tırmanan gerilimlere kadar uzanan hatta ortak bir desen görülüyor:

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin hızla silahlandırılması, Amerika Birleşik Devletleri’nin silah ambargosunu kaldırması, İsrail ve Fransa ile derinleşen askerî ve istihbarî iş birlikleri…

Bu tablo bana Washington ve Brüksel’de kapalı toplantılarda yıllar önce sıkça dile getirilen şu ifadeyi hatırlatıyor:

“Türkiye dengeleyici bir güçtür, ama sınırlandırılmalıdır.”

Bu nedenle yaşananlar tesadüf değil. Türkiye’nin çevresinde, AB ve ABD’nin açık ya da örtülü desteğiyle yeni bir baskı kuşağı inşa ediliyor.

İş dünyasında da diplomaside de geçerli bir kural vardır: Karşı taraf sistematik biçimde üzerinize geliyorsa, menfaatlerinizi aşındırıyor, varlıklarınıza el uzatıyor, psikolojik baskı kuruyorsa; sessizlik erdem değildir, davetiyedir.

Boş protestolar ve rutin kınamalar ise çoğu zaman karşı tarafı sadece cesaretlendirir.

Bu, karşılık vermemek anlamına gelmez. Ama karşılık vermek; bağırmak, tehdit etmek, masayı devirmek de........

© 10 Haber