menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Türkiye Dünyayı Yönetecek” Söylemi ile Gerçekler Arasında

50 0
10.05.2026

Katıldığım bir konferansta bir konuşmacı büyük bir özgüvenle şöyle dedi:

“Türkiye dünyayı yönetecek.”

Salonda alkışlayanlar oldu. Hoşa giden bir cümleydi. Gurur okşuyor, moral veriyor, büyük bir tarihsel iddia hissi yaratıyordu. Belki de karamsarlığın tavan yaptığı bir dönemde umut vermek istemişti.

Ancak gerçek dünya sloganlarla değil; üretim gücüyle, teknolojiyle, sermayeyle, eğitim seviyesiyle, hukuk güvenliğiyle, bilimsel kapasiteyle, kurumların kalitesiyle ve küresel etki yaratabilme becerisiyle şekilleniyor.

Dolayısıyla bugün kendimize şu zor ama gerekli soruyu sormamız gerekiyor:

Gerçekten dünyanın neresindeyiz?

Bırakın dünyayı yönetmeyi; kendi ekonomimizi, şehirlerimizi, doğal kaynaklarımızı, eğitim sistemimizi, tarımımızı, hukukumuzu ve kurumlarımızı ne kadar etkin yönetebiliyoruz?

Gerçek Güç ile Algılanan Güç Aynı Şey Değil

Türkiye küçümsenecek bir ülke değil.

Çin’den Almanya’ya, Rusya’dan Suudi Arabistan’a uzanan geniş coğrafyada hem ekonomik hem askerî hem de diplomatik açıdan en önemli ülkelerden biri olduğumuz tartışılmaz bir gerçek.

Yaklaşık 86 milyonluk nüfusumuz, G20 üyeliğimiz, stratejik coğrafyamız, gelişen savunma sanayimiz ve dinamik özel sektörümüzle önemli bir bölgesel aktörüz.

Uluslararası Para Fonu verilerine göre Türkiye ekonomisinin büyüklüğü 2026 itibarıyla yaklaşık 1,6 trilyon dolar seviyesinde. Dünya ekonomisindeki payımız ise yaklaşık yüzde 1 civarında.

Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 1’in biraz üzerinde. Hizmet ihracatında ise turizm, lojistik, müteahhitlik ve havacılık sayesinde daha güçlü bir performans sergiliyoruz.

Yani kabaca ifade etmek gerekirse, dünya sistemindeki ekonomik ağırlığımız yüzde 1 seviyesinde.

Bu küçümsenecek bir tablo değildir. Ancak “dünyayı yönetmek” gibi büyük iddialar için yeterli de değildir.

Çünkü artık........

© 10 Haber