menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Sen de Haklısın” Tuzağı: Liderlikte Haklılık Değil, Doğruluk Kazandırıyor

43 0
21.04.2026

Nasreddin Hoca’nın o meşhur hikâyesiyle başlayalım.

İki kişi gelir, dertlerini anlatır. Hoca birine döner:

“Sen haklısın.”

Diğeri itiraz eder, o da konuşur. Hoca bu kez ona bakar:

“Sen de haklısın.”

Kenardan biri dayanamaz:

“Hocam, ikisi birden nasıl haklı olabilir?”

Hoca gülümser:

“Sen de haklısın.”

Gülümser geçeriz.

Ama bu yaklaşım, iş dünyasında, siyasette ve hatta aile içinde çoğu zaman bir şaka değil—bir yönetim refleksine dönüşmüş durumda.

Ve risk tam burada başlar.

Herkes Haklıysa, Kim Sorumlu?

Bugünün dünyasında hemen herkes kendini haklı görüyor.

Bir ortak sizi devre dışı bırakır ama bunu “şirketin geleceği” diye açıklar.

Bir yönetici sert kararlar alır ama bunu “kurumsal disiplin” olarak sunar.

Devletler bile attıkları her adımı “ulusal çıkar” çerçevesinde meşrulaştırır.

Kimse “yanlış yapıyorum” diye yola çıkmaz.

Ama sonuç ortadadır: kırılan ilişkiler, zayıflayan kurumlar, aşınan güven.

Demek ki mesele şu değil:

Kim haklı?

Asıl soru şu:

Ortaya çıkan sonuç doğru mu?

Haklılık: Konfor Alanı

Haklı olmak kolaydır.

Kendi hikâyenizi kurarsınız, gerekçenizi üretirsiniz,........

© 10 Haber