Avrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor
Kendi dar kafalı iç gündemimize o kadar gömülüyüz ki, yanıbaşımızda yaşanan ve küresel düzeyde etkileri olacak büyük gelişmelerin neredeyse tamamen dışında yaşıyoruz.
Avrupa Birliği liderleri dün Brüksel’de tarihi bir şatoda gayrı resmi bir zirve toplantısı yaptı. Gayrı resmiydi ama son derece önemli kararlar alındı, uzlaşmalar yaratıldı. Toplantının konusu, Avrupa ekonomisini yeniden dünyayla rekabet eder hale getirmekti.
AB liderlerinin dün aldığı en önemli üç karar şunlardı:
1. Avrupa artık ‘birleşik tek pazar’: Avrupa 1992’ye kadar “ortak pazar”dı. Sonra “tek pazar” oldu. Şimdi birleşik, bütünleşik bir “tek pazar” oluyor. Bunun anlamı, bütün kuralların eşlenmesi. Avrupa bu konuda zaten çok yol kat etmişti, şimdi son mesafeyi de alacak ve mesela Amerika Birleşik Devletleri’nin iç pazarı nasılsa öyle bir tek ülke gibi bir pazar yeri olacak. Avrupa büyümek için iç pazarını kuvvetlendirmeye karar verdi. Buna “Made in Europe” ve “Avrupa Malı Al” gibi kampanyalar ve kurallar da dahil olacak.
2. Avrupa şirketlerine ortak düzen: Avrupa’nın rekabetçiliğini arttırma yolunda en önemli düzenlemelerden biri, Avrupa çapında şirketlerin tabi olduğu kuralların aynılaştırılması. AB liderleri “28’inci rejim” olarak adlandırdıkları bu şirketler kanunu reformunda uzlaştı. Buna AB liderleri “EU Inc” adını da veriyorlar; elektronik ortamda şirket kurmak kolaylaşacak ve AB içinde 48 saatte şirket kurmak mümkün olacak.
3. Oy birliği olmazsa güçlendirilmiş iş birliği: Avrupalı liderler ve Komisyon, bu önemli değişikliklere ayak direyebilecek üye ülkelere de aba altından sopa gösteriyor, “Eğer oy birliği olmazsa güçlendirilmiş işbirliği yaparız” diyor; yani kararlara karşı çıkacakları “O zaman dışta kalırsınız” diye tehdit ediyor.
Bu kararların ötesinde Avrupa Birliği çok önemli bir yol ayrımını derinleştiriyor aslında. O yol ayrımı, Avrupa ile Amerika arasında yaşanıyor ve bugün 10Haber’de yer alan son derece önemli bir haberde belki de okudunuz, sadece savunma güvenlikten ibaret bir yol ayrımı değil bu.
Basit bir örnek vereyim, bu yeni yol ayrımı daha iyi anlaşılsın: Dünya çapında da böyle ama Avrupa’da bütün alış verişlerin üçte ikisi kredi kartıyla yapılıyor, bunun için de Amerika merkezli Visa ve MasterCard sistemleri kullanılıyor.
Peki Amerika kendi politikası için herhangi bir ülkeye (mesela Çin’e, mesela Rusya’ya, mesela İran’a) yaptırım uygulayıp onları bu sistemlerden dışladığında ne oluyor? Aynı ambargoyu........
