Her yatak odası bir laboratuvar
Kabul edelim, hepimiz biraz röntgenciyiz. Başkalarının kapalı kapılar ardında ne yaşadığını, o kusursuz Instagram profillerinin arkasındaki yatak odalarında aslında nelerin döndüğünü deli gibi merak ediyoruz.
İşte tam da bu toplumsal zaafımızı yıllardır doyuran bir köşe var: The Cut’ın efsanevi “Sex Diaries” (Seks Günlükleri) köşesi. Daha bu hafta, yani 13 Temmuz 2026’da, bu köşenin arkasındaki gizli kahraman Alyssa Shelasky, köşesinde “How Editing 600 ‘Sex Diaries’ Changed the Way I Think About Sex” (600 Seks Günlüğünü Düzenlemek Sekse Bakış Açımı Nasıl Değiştirdi?) başlıklı nefis bir yazı yayımladı.
Üstelik bu yazı sadece bir iç dökme değil, aynı zamanda 14 Temmuz 2026’da Penguin Random House etiketiyle çıkan yeni kitabının da habercisi. Üstelik kitabın önsözünü, ilişkiler konusunun “yarı tanrıçası” Esther Perel yazmış! Anlaşılan Alyssa benim “Yatağın İki Ucu” kitabımı örnek almış.
Alyssa Shelasky de benim gibi bir “mahremiyet küratörü”. Sistemi aslında son derece tıkır tıkır ve güvenli işliyor: Gerçek İnsanlar ve gerçek itiraflar söz konusu.
Okurlar kendi cinsel ve romantik hayatlarını bir hafta boyunca gün gün yazıp editörlere gönderiyor. Editör ekibi hikâyeleri doğruluyor, gerekirse yazarla bizzat görüşüyor ama kimlikleri devlet sırrı gibi saklıyor. İsimler, meslekler ve şehri ele verecek detaylar tamamen değiştiriliyor. Sonuç mu? Okurlarını ekran başına kilitleyen, röntgenci ruhumuzu besleyen devasa bir arşiv.
Üstelik bu hikâyeler sadece “seks” odaklı da değil; menopozdan aldatmaya, uzun evliliklerin monotonluğundan açık ilişkilere, yaş farkı olan aşklardan bekar ebeveynliğe kadar hayatın tüm defolarını barındırıyor.
Sahi, insan neden en karanlık, en “yok artık” dedirtecek yatak odası sırlarını tutup da hiç tanımadığı bir........
