Bir öptüm bir öptüm bir daha öptüm…
Geçenlerde The Guardian’da bir yazıya rastladım. Başlığı kabaca şu: “Öpüşmenin sonuna mı geliyoruz?”
İlk tepkim şu oldu: Bir dakika. İnsanlık yapay zekayla sevgili bulmaya çalışıyor, ilk buluşmadan önce karşısındakinin LinkedIn’ine kadar araştırıyor ama öpüşmeyi mi beceremiyor? Görünüşe bakılırsa biraz öyle.
The Guardian’ın 13 Ağustos’ta yayımladığı yazıda kullanılan YouGov araştırmasına göre Britanyalı yetişkinlerin üçte birinden fazlası beş yıl öncesine kıyasla daha az öpüştüğünü söylüyor.
Özellikle gençlerde mesele sadece daha az öpüşmek de değil. Daha az flört, daha az yüz yüze temas, daha az cesaret ve daha fazla “Acaba yanlış mı anlaşılırım?” endişesi var.
Modern ilişkilerde cinsellik hakkında giderek daha çok konuşurken erotik yakınlığın en basit biçimlerini kaybediyor olabiliriz.
Seks hakkında podcast dinliyoruz. Orgazm hakkında kitap okuyoruz. Bağlanma stilimizi biliyoruz. Karşımızdaki insanın kaçıngan bağlandığını üçüncü buluşmada teşhis ediyoruz. Kırmızı bayrak listemiz hazır, sevgi dilimiz, sınırlarımız belli. Ama birbirimizi öpmüyoruz.
Bence burada küçük ama çok ilginç bir ilişki devrimi yaşanıyor.
Yıllardır ilişkilerin değişmesini konuşuyoruz. Tinder’ı, Bumble’ı, ghosting’i, situationship’i, pornoyu, sexting’i, açık ilişkileri konuştuk. Fakat kimse dönüp zavallı öpüşmeye bakmadı.
Belki de bakmamız gerekiyordu. Çünkü öpüşmek, bazen seksten daha mahrem.
Düşünsenize. Hiç tanımadığınız biriyle seks yapabileceğinizi hayal edebilirsiniz. Ama hiç hoşlanmadığınız biriyle on dakika boyunca tutkuyla öpüşmek? İnsan orada biraz........
