Milli marşı ayakta dinlemeyince iktidar koltuğunu bırakma zamanı geldiğini anladım
Bir siyasetçi olarak geriye baktığında gördüğü bilanço şuydu.
Üst üste bir çok seçim kazanmıştı.
Çok uzun bir süre başbakanlığını yapmıştı.
Siyasi bilançosunda kesintisiz iktidar ve güçlü bir liderlik vardı…
Girdiği her seçimden kazanarak çıkmış, halkın desteğini almıştı.
1954 doğumlu, başarılı bir siyasetçi… Niye bırakacaktı ki?
Böylesine bir başarı ortadayken, bir siyasetçi niye ayrılacaktı ki…
1954 doğumluydu…
Bugün 72 yaşında yani…
Almanya Şansölyesi Angela Merkel işte bu soruyu kendi kendine sormuş ve cevabını vermişti.
“Artık sahneden inme zamanı gelmişti…”
Şimdi yazacaklarım, Avrupa’nın en güçlü lideri olarak, onun 16 yıllık başbakanlığı bırakmasının hikayesi…
Sıkıcıdır dediğim kitabın içinden müthiş bir siyasi hikaye çıktı
İtiraf edeyim, 2024 yılında kitabı çıktığında hiç merak etmemiştim.
Mesela bir başka Alman şansölyesi Schroeder’in hatıra kitabının bu yıl sonunda çıkması bekleniyor.
Onu merakla bekliyorum.
Ama Merkel gözümde hiç renkli bir karakter değildi ve doğrusu merak etmemiştim.
Kitabın beni en çok etkileyen bölümü
Sonra kitabın Türkçesi çıktı ve geçen hafta önüme geldi.
Biraz da yaz rehavetinden çıkayım diye okumaya başladım.
Başladım ve elimden bırakamadım.
Kitaptan aktaracağım çok şey var ama bana en çarpıcı gelen son bölümü oldu.
Siyaseti bırakma kararı aldığı günleri yani.
Demokratik bir ülkede, 4 seçim kazanarak 16 yıl başbakanlık koltuğunda oturan güçlü bir lider kendi isteği ile o koltuktan nasıl kalkar onu anlatıyor.
İlk işaret: Askeri tören sırasında birden dengesi bozuluyor
İlk işaret 18 Haziran 2019 Salı günü geldi.
Merkel, Ukrayna’nın yeni cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’yi Berlin’de resmî törenle karşılıyordu.
O anı kendi ağzından dinleyelim:
“Askerî törenin sonuna doğru bacaklarım hafifçe titremeye başladı. Millî marşlar çalınırken titreme bütün vücuduma yayıldı. Dengem bozuldu. Bacaklarımdan çok daha fazla hâkim olabildiğim kollarımla kendimi dengeleyebilmek için ellerimi önümde kenetledim. Hiçbir işe yaramadı. Daha ne kadar ayakta kalabileceğimi bilmiyordum. Marşlar bittikten sonra kıta selamlamasını yapabilecek miyim diye kendi kendime soruyordum.”
Ancak ilk adımı atınca bedeni yeniden normale döner ve rahatlar.
İkinci işaret: Adalet Bakanının yemin töreninde titremeye başladım
Ancak birkaç gün sonra aynı durum yeniden yaşanacaktır.
Bu kez, yeni adalet bakanı olarak atanan Christine Lambrecht’in yemin töreninde benzer bir durumla karşılaşır.
Yine kendi ağzından dileyelim:
“Bellevue Sarayı’nda cumhurbaşkanının yanındaydım. Cumhurbaşkanı konuşurken ben de yanında duruyor, doğrudan karşımdaki ve bana çevrilmiş kamera duvarına bakıyordum; gözlerimi kaçırabileceğim hiçbir yer yoktu. Bir kez daha titremeye başladım. Bedenim kendi başına hareket ediyor, artık beynimin komutlarına uymuyordu. Steinmeier konuşmasını bitirip ben yeniden hareket edebildiğim anda ise her şey yine normale döndü.”
Üçüncü işaret: Milli marşları artık oturarak dinliyordum
Aynı şey üçüncü kez, 10 Temmuz 2019’da, Finlandiya Başbakanı Antti Rinne’nin resmî ziyareti sırasında yaşandı.
........