menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yelken İplerinin Sesleri

59 0
01.06.2026

Denizin sesi her zaman denizden gelmez; bazen ondan uzakta, insanın içindeki bir boşluğun yankısı olur.

Bazen tekne direklerine vuran yelken iplerinin ritmi, sanki görünmez bir dilin heceleri gibi tekrar eder:

Çekilme, gerilme, gevşeme, çarpma, susma…

Bu sesler, yolculuğun kendisinden çok, yolcunun uyum sağladığı ritimleri anlatır. Deniz bir ritimdir.

Ahenk ona senkron olduğunuzda sağlanır.

Joseph Conrad için deniz, yalnızca bir coğrafya değil, ahlaki bir sınav alanıdır.

Büyük yazarın gemilerinde rüzgâr, insanın içindeki karar anlarını büyütür.

Lord Jim’deki tereddüt ya da Nostromo’daki yük, aslında dış dünyadan çok insanın kendi içinde taşıdığı ağırlıklardır.

Deniz burada bir arka plan değil, karakterin içini bize gösteren bir aynadır.

Bu aynada iplerin sesi de vardır. 

Çünkü her çarpma, geminin kendi kendine verdiği bir cevaptır:

“Hâlâ buradayım.”

Conrad’ın dünyasında gemi, insanın ahlaki yalnızlığını taşıyan bir varlıktır; insan da o geminin içinde, rüzgârla pazarlık eden geçici bir varlık.

Sadun Boro ise bu sesin başka bir........

© 10 Haber