Siyaset Anketlerinden Huylanma… Memleket Saat Ayarı
Siyaset anketlerine karşı geliştirdiğimiz temkinin nedeni yalnızca rakamların doğruluğu ya da yanlışlığıyla ilişkili değil.
Asıl mesele, bazı rakamların zaman zaman ölçmekten çok yön vermek için kullanıldığı hissi.
Bu memlekette uzun zamandır dikkatimi çeken bir durum var.
Bir siyasi partide süreç henüz olgunlaşmamışken, taraflar kendi pozisyonlarını netleştirmemişken, seçmenin ne düşüneceği gerçekten belli değilken bazı yorumcular çoktan geleceğin haritasını çizmeye başlıyor.
Dayanak olarak da çoğu zaman anketler gösteriliyor.
Henüz bir karar verilmemiş oluyor. Ama karar verilmiş gibi konuşuluyor.
Henüz sonuç ortaya çıkmamış oluyor. Ama sonuç belli olmuş gibi anlatılıyor.
İşte tam bu noktada anket, masum bir ölçüm aracı olmaktan çıkıp daha karmaşık bir işlev kazanmaya başlıyor.
Çünkü anket yalnızca toplumun “ne düşündüğünü” göstermiyor olabilir; toplumun “ne düşünmesi” gerektiğine dair bir çerçeve de sunuyor olabilir.
Bu durum yeni değil.
Sosyolojide buna yakın bir kavram var:
“Kendini gerçekleştiren kehanet” deniyor bu duruma.
Bir düşünce yeterince tekrar edildiğinde, insanlar o düşüncenin doğru olup olmadığını sorgulamaktan çok onun etrafında konum almaya başlayabilir.
Bir gelişmenin ‘kaçınılmaz olduğu’ sürekli söylenirse, insanlar bir süre sonra ‘kaçınılmaz olduğuna inandıkları’ gelişmeye göre davranmaya başlar.
Böylece başlangıçta yalnızca ‘bir ihtimal’ olan şey, insanların davranışları nedeniyle ‘gerçeğe’ dönüşebilir.
Burada dikkat çekici olan, kehanetin doğruluğu değil; kehanetin davranışları değiştirme gücüdür.
Bizim ülkemizde heveskârı bol olan “Kanaat önderliği” denilen olgu da biraz burada başlıyor.
Toplumun önüne çıkan bazı insanlar yalnızca olayları yorumlamakla yetinmez.
Olayların nasıl yorumlanması gerektiğini de tarif eder.
Zamanla ‘analiz’ ile ‘telkin’ arasındaki çizgi bulanıklaşır.
‘Gözlem’ ile ‘yönlendirme’ birbirine........
