menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İskambil kartları birbiri üzerine yıkılıyor

19 0
06.10.2026

İskambil kartları birbiri üzerine yıkılıyor

Olaylara parçalı değil, tüm sürecin parçaları olarak bakılması gerekir: Neoliberal sömürünün başlatılması; yükün devlet üzerinden halka yıkılması sürecidir. Emperyalist ve yerli sömürücü sermaye birinci aşamada yükü devlet hesaplarında yansıtıyor, devlet ise yükü ikinci aşamada halka yansıtıyor.

Tarih boyunca insanlar ve kabileler arasında yaşanan kavgaların, kabile göçlerinin ana sebebi ekonomiktir. Çünkü ekonomi, insanın varoluş sonrasında, tüm yaşamı boyunca kesinlikle vaz geçemediği yaşam kaynağıdır. Öyle ki, insanlar ekonomik kaynaklara erişim ya da ölüm seçenekleriyle karşı karşıya bulunmaktadır. Mülkiyetin doğal hak olduğu ve bundan dolayı kapitalizmin doğal sistem olduğu tezi de bu görüşe dayandırılmaktadır. Ancak, mal ve meta kategorileri arasında ayırım ve sitemlerin geliştirdikleri ideolojiler meselesini başka bir yazıya bırakarak, bugün siz dostlarla emperyalizmin yıktığı yükü ve bu yükün topluma yayılış biçimini konuşmak istiyorum.

Son fon depremiyle yaşananları bütünsellik işinde düşünürsek, finansal deprem olarak algıladığımız son olayın kader olduğunu anlamamız gerekir, zira bu depremi bu sistem yaratacaktı; bu sistem ve bu siyasi kadro yönetiminde bu kader yaşanacaktı! Şimdi sürece bir bakalım.

2000 yılında IMF ve Derviş, “Güçlü Ekonomiye Geçiş” gibi süslü yaftalı bir programla ülkeyi dünyayı saran neoliberal emperyalizme bağlayıp, bir de sadık uygulayıcısını seçip iktidara taşıdıktan, sözleşmeli aydınlarla programa ve uygulayıcılarına onay da aldıktan sonra artık ülkenin geleceği yer başka bir yer olamazdı; kader ağlarını örüyordu! Böylece ülke emperyalist güçlere açılmış, iç sermayenin de elbirliğiyle ekonomi emperyalizm altarına yatırılmış idi. Batı ekonomilerinde kâr oranlarının gerilemesiyle sermaye artırımına yönelmeyen serseri para ve yeni piyasa bulamayan reel sermaye unsurları da böylece arkada IMF denetiminin de bulunduğu güvenli bir yatırım alanı bulmuş oluyordu: Türkiye ekonomisi! Bu ray üzerinde, program yapılmış, ilk cicim aylar döneminde ülkeye gelen serseri para ekonomiye canlılık katmış, aydın onayı alınmış, narkoz işlemi tamamlanmış olarak ülke soyulmaya başlıyordu. Bu süreci genel halk anlayamazdı, fakat meslektaş dostlara ne demeli ki!

AKP’nin ilk döneminde ekonomiye giren para ekonomide geçici canlılık yaratırken, uygulanan dolaylı vergiler de kamuya varidat sağlıyordu. Bu dönemin sonlarına doğru........

© Yurtsever