Bağıştan Rüşvet
Birden anımsadım, emekliliğim 20 yılı aşmış. Geçmişin derinliğinde ise yarışma sınavı ile girdiğim mesleğe başlayalı, neredeyse yarım asır olduğunu fark ettim. Mesleğe girdikten üç yıl sonrasında da yeterlik sınavına girdiğimi, daha dün gibi anımsıyorum. Üç gün süren yazılı ve her bir meslektaşım için ortalama yarım saat süren sözlüden sonra yeterlik sınavından alnımızın akıyla çıkmıştık. Bir arkadaşımız elenmiş, diğerleriyle yola devam etmiştik. Ders konularından birisi de ceza hukukuydu. Birçok sorunun yanında rüşvet suçunun tanımı da sorulmuştu. Sınavda çıkabileceği öngörüsüyle 765 sayılı Türk Ceza Kanunundaki tanımını ezberlemiştim. Uzun ve ağdalı bir metin olmasına ve ezberleme yeteneğim zayıf olmasına karşın başarılı bir biçimde soruyu yanıtlamıştım. Söz konusu Kanun, daha sonraları yürürlükten kaldırılarak 5237 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Ağdalı bir diline rağmen önceki Yasadaki çerçevenin daha doğru olduğunu; yeni Yasadaki tanımın göreli olarak yeterli olmadığını düşünmekteyim. Yürürlükteki hükme göre rüşvet alanın kamu görevlisi olması zorunludur. Rüşveti verenin de kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı da hükme bağlanmıştır. Anlaşılacağı üzere rüşvet alma, bir memur suçudur ve memur olmayanlar tarafından işlenemez. Görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için memurun karşısındaki kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması rüşvet alma olarak tanımlanmıştır. Eylemin kanuni unsuru olarak bir anlaşmanın varlığını; bir yarar sağlanmasını; rüşvet alanın tanımlanmış görevinin çerçevesi içinde olmasını ve bu çerçeveye aykırı olarak bir işin yapılmasını veya yapılmamasını........
