menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış mı, Siyasal Ömür mü?

25 0
13.08.2026

Son zamanlarda gündemimize düşen her ağır mesele, ülkenin geleceğini ve toplumsal barışı doğrudan ilgilendiren bir kanun taslağı ya da tartışma başlığı kılığında karşımıza çıkıyor. "Barış", "bütünleşme", "normalleşme" sözcükleriyle süslenen adımlar ve masaya yatırılan hukuki metinler, herkesin zihninde tek bir soruyu tekrar tekrar canlandırıyor: Bu ülke nereye sürükleniyor?

Kırk yılı bulan bir kanlı dönemin izlerini, dökülen gözyaşlarını ve şehit emanetini bir kalem darbesiyle silmeye çalışan, hukukun dengesini bozabilecek formüller şimdi masada. Bir kesim "Analar artık ağlamasın, kan dursun, kaynaklar geleceğe akıtılsın" umuduyla bu sürece sarılırken, başka bir kesim haklı bir kuşkuyla, derin bir güvensizlikle "Adalet nerede?" diye soruyor.

Çünkü konu, sadece silahların gömülmesi ya da tek maddelik bir kanunla çözülecek kadar basit değil. Konu, bu ülkeyi ayakta tutan temel değerlerin, ortak paydaların, hepsinden önemlisi resmi dilin ve kamu düzeninin geleceğinin ne olacağıdır.

Şöyle bir hayal edin: Hastane koridorunda derdine derman bekleyen bir hasta, ona el uzatacak doktorla anlaşamıyor. Adliye kapısında hakkını arayan bir sanık, kararını verecek hakimle aynı sözcükleri paylaşamıyor. Nöbet tutan bir asker, komutanının emrini tam kavrayamıyor. Okul sırasında geleceğe hazırlanan bir çocuk, ortak konuşma dilinden yoksun büyüyor.

Bu manzaraya çoğulculuk mu,........

© Yeniçağ