Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz
Gönül kavramı geleneksel kültürümüze öylesine yer etmiş, halkımızca öylesine benimsenmiştir ki Türkülerimizden ninnilerimize; masallarımızdan atasözlerimize kadar her türlü söz değerlerimizin baş köşesinde yerini almıştır.
Sosyal yaşantımıza gönül almak, gönlü kalmak, gönülden kopmak, gönül eri, gönül yarası, gönüllü, gönül birliği, deli gönül, gönülsüz, gönül ehli, gönül ferman dinlemez ve gönül akıtmak gibi deyimlerle girmiş, gönülle ilgili her söz Anadolu insanını etkilemiş ve derinden sarsmıştır. Anadolu insanının duygularının yüzyıllar içinde tercümanı şüphesiz sazı ve sözü ile âşıklarımız olmuştur.
Halk şiirinde en çok dile getirilen kavramların başında gönül kavramı gelir. Sözlüklerde “Sevi, istek, düşünüş, anma ve hatır gibi yürekte varsayılan duygu kaynağı” olarak tanımlanan gönül, bir bakıma insan ruhunun bekçisidir. Kimi zaman bir şelale gibi coşkun, kimi zaman da bir göl gibi durgundur. Kimi zaman çiçekten çiçeğe uçan bir arıya, kimi zaman da kırılınca daha tamir edilemeyen nadide bir vazoya benzer.
Gönül dünya güzellikleri karşısında sevgiye tutulup halden hale düşen duygu yumağıdır. Âşıkların dilinde ve telinde gönül, köşk, saray, bahçe, değirmen ve kuş gibidir. Kimi zaman da yaramazlaşır. Öğüt vermek gerekir. Kolay kolay uslanmayan bir kimliğe bürünür.
Âşık hoşgörü sahibi, seven insandır. Her türlü güzelliğe tutkun kişidir. Güzeller, güzellikler peşinde koşar. Kimi zaman güzel, gönüle sitem ettirir; kimi zaman da âşığı yakar kavurur. Âşık sazının teline vurup gönüle seslenir.
Deli gönül ne gezersin
Geze geze yorulman mı Âşık Veysel
Sultan Suyu gibi çağlayıp akma
Durulur gam yeme divane gönül Pir Sultan Abdal
diye duygularını dile ve tele döker. Yüzyıllar ötesinden gelen âşıklar zincirinin yirminci yüzyıldaki en önemli temsilcilerinden Âşık Veysel sevginin karşılıksız olmayacağını vurgulayıp gönüle nasihatte bulunur:
Gönül sana nasihatim
Çağrılmazsan varma gönül
Seni zevmezse bir güzel
Bağlanıp da durma gönül Âşık Veysel
der. Kendini sevmeyen güzele bile hoşgörü ile bakar. Sade Âşık Veysel mi? Yüzyıllar boyu gelmiş geçmiş âşıklara baktığımızda çoğunun bilgece karşımıza çıkıp, hoşgörülü davranıp gönüle nasihatler ettiklerini görürüz. Örneğin;
Gönül kelâmını kâmile söyle
Alıcı olmayınca açma dükkânı Sadık Baba
Deli gönül gel varlığa güvenme
Uçar imaretler şan elden gider Zileli Talibi
Ölüm vardır bu dünyanın sonunda
Kanaat et gönül kal ne ilazım Zefil Necmi
biçimindeki deyişleri ile gönül zenginliğini, âşıklardaki büyük hoşgörüyü görür, duygulanırız.
Güzellik kavramı kişiden kişiye değişir. Bu nedenle atasözü ve deyimlerimizde “Gönül kimi severse güzel........© Yeniçağ
