Zihnimizin konforlu hapishanesi
Etrafınıza bir bakın. Gördüğünüz her şeyi kutulara yerleştirme, isimlendirme ve bir sıraya dizme konusunda ne kadar mahiriz.
Gökyüzündeki pamuk yığınlarını hayali canavarlara benzetirken evrenin o devasa karmaşasından kaçıp güvenli limanlarımıza sığınıyoruz.
Belirsizliğe dayanmak zor; o yüzden şekil veriyoruz, ad veriyoruz, kontrol hissi satın alıyoruz.
Zihnimiz hayatın vahşi ve düzensiz yapısını törpüleyip önümüze anlaşılır paketler halinde koyuyor. Çıplak gerçek çoğu zaman taşınamayacak kadar ağır ve şekilsizdir.
Nassim Nicholas Taleb’in işaret ettiği o meşhur Platonik yanılsama tam burada pusuda bekliyor. Bizler dünyayı olduğu gibi kavramak yerine kafamızdaki ideal şablonlara uydurmaya bayılıyoruz.
Karmaşıklığı sadeleştirdiğimiz her an, gerçeğin bir parçasını dışarıda bırakıyoruz. Zamanla elimizde kalan, hakikatin kendisi yerine onun sadece bizim anlayabileceğimiz kadar basitleştirilmiş bir karikatürü oluyor.
Tarih kitaplarını bir düşünün. Prut Savaşı’ndaki o meşhur dedikodular veya........
