menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İmralı: Devletin Otoritesi mi, İstisnaların Adası mı?

34 0
23.08.2026

Cezaevleri, devletin intikam aldığı değil, hukukun hükmünü uyguladığı yerlerdir.

Bir devlet, egemenliğini yalnızca bayrağıyla, ordusuyla veya sınırlarıyla değil; kanunlarının herkese eşit uygulanmasıyla gösterir. Mahkeme hüküm vermişse ceza infaz edilir. Hükümlünün adı, şöhreti, siyasi kimliği ya da arkasındaki çevre ona ayrıcalık sağlamamalıdır.

Çünkü hukukta ayrıcalık başladığı yerde devlet otoritesi tartışılır hale gelir.

Bunu yalnızca kitaplardan okuyarak söylemiyorum.

Ben İmralı’yı biliyorum.

Bir dönem siyasi suçlu olarak yaklaşık bir yıl İmralı’da kaldım. Adanın yollarını, koğuşlarını, çalışma alanlarını, mahkûmların kendi aralarında verdikleri isimlerle anılan yerlerini gördüm. O yıllarda “Mete Kampı”nı da, mahkûmlar arasında “Yılmaz Güney Köyü” diye anılan bölgeyi de biliyordum.

İmralı benim için bir gazete kupürü veya televizyon görüntüsü değildir. Hafızamda kalan, bizzat yaşadığım bir yerdir.

Aynı ada, Türkiye’nin demokrasi tarihindeki en ağır sahnelerden birine de şahitlik etti.

Başbakan Adnan Menderes 17 Eylül 1961’de İmralı’da idam edildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan da aynı yerde darağacına gönderildi. Yıllar sonra TBMM bu isimlerin itibarlarını iade etti ve naaşları İmralı’dan alınarak İstanbul’daki Anıt Mezar’a nakledildi.

Ben o adada Menderes döneminden kalan infaz mekânının izlerini de gördüm.

İşte insanın aklı burada karışıyor.

Bir tarafta Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanlığını yapmış Adnan Menderes’in hayatının sona erdirildiği İmralı…

Diğer tarafta bazı hükümlülere tanındığı ileri sürülen ayrıcalıklarla yıllarca anlatılan başka bir İmralı…

Yılmaz Güney meselesi bunlardan biridir.

Burada tarihî bir ayrıntıyı doğru........

© Yeniçağ